ÖZÜR...    27-10-2015


İngiltere’nin eski Başbakan’ı Tony Blair, Amerika ile birlikte Irak’ı işgal etmelerinin hata olduğunu söyleyerek özür diledi.

Şüphesiz hiçbir özür Bush ve Blair ikilisinin dünyayı kan gölüne çeviren korkunç “hatalarını” affettiremez.
Ama ne yalan söyleyeyim, insan özür dileyen bir lider görünce özeniyor.
“Keşke birileri de çıkıp bizden özür dilese...” diyorsun.

Ne için mi?

Kendi ordumuzun uçaklarıyla Roboski’de kendi insanımızı “yanlışlıkla” bombalatanlara hesap sormadığınız için...
Böylesine vahim bir hatanın bedelini bilmem kaç bin lira tazminatla ödeyebileceğinizi düşünecek kadar insan hayatına değer vermediğiniz için...

Gezi Parkı’na destek olan iş adamından sanatçısına, gazetecisinden sporcusuna herkesi “Gezici” diye etiketleyip, yok etmeye çalışarak kutuplaşmanın, toplumsal kamplaşmanın fitilini ateşlediğiniz için...
“Yerin dibine batsın o kışla” demek yerine, parka dozer sokmakta inat edip ölümüne sebep olduğunuz o fidanlar için...

Soma’da koruma ordusuyla aralarına dalıp acılarını iki kat artırdığınız insanlar için...
Tedbir almak yerine her kazadan sonra “Fıtrat, kader...” diyerek
Türkiye’yi iş cinayetlerinde dünyanın zirvesine taşıdığınız için...

Eleştiriye tahammülsüzlüğünüz yüzünden ırzına geçtiğiniz gazetecilik mesleği için...

Esad’ı devirme ısrarınız yüzünden kan gölüne dönen bir ülke için...

Hazır başlamışken...
Cenazesine bile katılmaktan korktuğunuz Türkan Saylan’dan, annesini yuhalattığınız Berkin Elvan’dan, barış için gittiği meydanda 9 yaşında can veren Veysel Atılgan’dan, evinde katlettiğiniz Dilek Doğan’dan da özür dileyin.

Samimi bir özürden daha esaslı bir yüzleşme-özeleştiri yoktur.
13 yıldır ülkeyi yöneten partinin lideri olsam 1 Kasım’a giderken en büyük seçim bildirgemin en tepesine “Milletten özür dilenecek” yazardım.
Belli mi olur, belki affeder bu millet sizi..