YURTTA SULH CİHANDA SULH...    25-02-2016


Türkiye’nin içinde bulunduğu bu karanlık günler,
Gazi Paşa’nın dehasını bir kez daha
anlamak için büyük bir fırsattır.
O ki ayağında çarık, elinde süngüsüyle
emperyalizmin dev ordularını dize getirmiş,
Çanakkale’ye demirleyen Batı’nın ağzından
kan damlayan donanmalarına kafa tutmuş büyük kumandandı...

Dehasını en büyük düşmanı Yunan,
“Böylesi 100 yılda bir gelir...” diye tarif etmişti.
Muzaffer bir kumandan için ne korkacak
bir düşman ne de ordu vardı ama o
“Mecbur kalmadıkça, savaş bir cinayettir” diyerek
tek bir kaideye oturtmuştu Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikasını:
“Yurtta sulh cihanda sulh”
Dünyanın en güçlü ordularını tükenmiş bir orduyla
dize getiren kumandanın neden “Yurtta barış, dünyada barış”
dediğini şu sıralar daha iyi anlıyoruz.

İbni Haldun der ki, “Coğrafya kaderdir.”
24 milyon kilometrekarelik bir cihan imparatorluğundan
bugün elimizde 780 bin kilometrekare
vatan toprağı kaldıysa eğer bu o “kaderin” tecellisidir.

İşte Mustafa Kemal tam da bu yüzden büyük bir dehaydı.
Nasıl bir coğrafyada yaşadığımızı,
komşularımızı ve onlardan öte bu coğrafya üzerinde
oynanan emperyalist oyunları çok iyi idrak etmiş,
kendi ülkesini şahsi hırslarına değil, gerçeklere göre yönetmişti.

Bugün artık her anlamda at izinin
it izine karıştığı bu coğrafya “Yurtta barış cihanda barış”
istikametinden şaşmanın bedelini çok ağır ödüyoruz.

Bir zamanlar sadece PKK belasıyla
mücadele ederken bugün 7 düvelle savaşıyoruz.

“Dostumuz kim?” sorusunun cevabını vermekte zorlanırken
“düşmanlarımız” listesine her geçen gün yeni bir ülke ekleniyor.
“Devletler hata yapmaz” diye bir şey yok.

Mühim olan hatanın farkında varıp gereken adımları atmaktır.

Amerika Vietnam’da, Sovyetler Afganistan’da
nasıl yaptığını kabul ettiyse Türkiye de Suriye’de
yaptığı hatanın farkına varmalıdır.

“Yurtta barış, dünyada barış”
veciz bir sözden çok daha ötedir.
Türkiye dış politikasının fabrika ayarlarıdır
ve yaşadığımız coğrafyada devlet yöneten
herkesin akılına kazıması şarttır.

Unutmayalım: Coğrafya bir kaderdir ama savaş asla değil.