EY NASA!    05-04-2016


Amerika’da Uzay ve Havacılık Danışma Komitesi kurulduğunda (1915)
Türkiye’de henüz cumhuriyet ilan edilmemişti.
O komite 1958’de 4 laboratuvar, 8 bin çalışan
ve 100 milyon dolarlık bütçesiyle dünyanın en büyük
uzay ve havacılık dairesi NASA’ya dönüştüğünde
Türkiye’de henüz yerli otomobil yapılamamıştı.

NASA insanoğluna Ay’a adım attırdığında Türkiye’de
“Çok kar yağdı” diye köy yolları ulaşıma kapanıyordu.
NASA uzayda istasyon kurup, Venüs’e, Mars’a, Merkür’e
insansızhava aracıyla ulaştığında
Türkiye’de “aşırı yüklemeden” telefon şebekeleri çöküyor,
istisnasız her seçim gecesi tüm yurtta elektrikler kesiliyordu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin adının başında
“Profesör” yazan bir bakanı dün sordu:
“NASA da kimmiş? Biz onlardan daha ilerideyiz...
Daha isabetli hava tahminleri yapıyoruz.”
O halde “NASA kim?” devam edelim anlatmaya...
NASA, farklı kanser türlerinin teşhisinde kullanılan
kanser dedektörünü, mikroçipleri, kablosuz aletleri,
kulak termometresini, dondurulmuş gıda teknolojisini,
bina izolasyon sistemlerini icat eden kuruluş.
NASA kim?
Görünmez diş telini, uzaktan kumanda cihazını,
uydu televizyonu, dayanıklı lensleri, ayakkabı astarını, duman dedektörünü,  
su filtresini, kristal silisyum güneş pillerini icat eden kuruluş.
NASA, dünyada yaşayan milyonlarca insanı hayata bağlayan
yapay kol ve bacakları, kulak protezi işitme cihazlarını icat eden kurum.

NASA’yı sadece hava tahmini yapan bir kuruluş zannetmek gaflet...
Peki, “Daha isabetli hava tahmini yapıyoruz” diyerek
NASA’dan daha “ileride” olduğunu iddia etmek ne?
Dua edelim de adamlar yarın çıkıp, sormasın:
“NASA bu da, sen kimsin?”