MİLLİ MÜCADELE RUHU    17-07-2016


Bizler demokrasimiz gelişsin istiyoruz, ortadan kaldırılsın değil.

Hayalini kurduğumuz ise daha aydınlık, daha demokratik bir cumhuriyettir;

daha karanlık, daha faşist bir darbe yönetimi hiç değil.


Kaldı ki tarihe doğru geçsin: Bunun adı darbe ya da kalkışma filan değil.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin içine sızmış bir terör örgütünün topyekün bir millete karşı hain saldırısıdır.


“Askere dokunma” diyorlar. 20 yaşındaki günahsız ana kuzularını

elbette bağrına basar bu millet. Ama Mehmetçiğe “Kendi milletine kurşun sıkacaksın”

diye emir veren halk düşmanlarının yanına da kalmaz. Kendi halkını tarayan,

kendi Meclis’ini bombalayan hainler bu ihanetin bedelini misliyle öderler.

Şanlı Türk ordusunun şerefli üniformasını kirleten alçaklara hesap

sormak bu devletin namus borcudur.


Bağımsızlığı için işgalci subayların karşısına dikilen bir halk 100 yıl sonra

bu kez sadece bağımsızlığını değil, iradesini, kaderini, geleceğini

çalmak isteyen ihanetçi subayların karşısındaydı.

Harici düşmanlarımızın 100 yıl önceki akıbetiyle dahili düşmanlarımızın

bugünkü akıbeti aynı oldu: Geldikleri gibi gittiler!


Büyük bir badireyi milletçe atlatırken almamız gereken dersler de var.

Meclis’teki dört siyasi parti dün ilk kez el ele verdiler.

CNN Türk binasını basan darbecileri defeden vatandaşlardan biri

Facebook hesabına şöyle yazıyordu: “Vaktiyle bu binanın önüne içerideki

gazetecileri protestoya gelmiştim, şimdi aynı insanları darbecilerden

kurtarmak için buradayım.” İstanbul Valiliği’ne yürüyen tankların

önüne ülkücüsü, Tayyipçisi, Gezicisi hep birlikte dikildi.

Boğaz Köprüsü’nü işgal eden darbecilere karşı çıkan kalabalıktan bir genç

sosyal medya hesabından şöyle yazıyordu: “Hayatımda hiç AKP’ye oy vermedim...

Ama şimdi aynı amaç uğruna bizim ilçenin AKP ilçe başkanıyla yan yanayım: Demokrasi.”


Almamız gereken ders budur. Kenetlendiğinde bu kadar güçlü olabilen bir milletin,

bir olmak, birlik olmak için ille başına bir bela gelmesi mi gerekiyor?