ÖNLÜK DEYİP GEÇME!    28-11-2012


Türkiye ekonomisi son 10 yılda büyük bir atılım yaptı.
Milli gelir artışında ve büyümede dünya rekorları kırdık.
Dünyayı kasıp kavuran ekonomik krizler, başta Yunanistan,
İtalya, Portekiz gibi Avrupa ülkeleriyle kıyaslayınca tam da Başbakan’ın söylediği gibi Türkiye’yi teğet geçti.

Ancak bütün bu olumlu tablonun yanında
ekonomik ilerlemenin nüfusa dağılımının eşit olduğunu söylemek mümkün değil.

Türkiye’de ülke nüfusunun yüzde 20’sini oluşturan ve en yoksul kesim olan yaklaşık 12.5 milyon kişi
toplam gelirin yüzde 6’sını alabiliyor.
Peki, en zengin kesim olan nüfusun yüzde 20’sinin toplam gelirden aldığı oran ne?
Yüzde 50’den fazla...

Memurlarımızın yüzde 28’i açlık sınırının altında...
Geri kalan kısmı açlık sınırının üstünde ama yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
Çıplak ücretler üzerinden yapılan hesaplamada en düşük ücretli memur ile
en yüksek ücret alan memur arasında yaklaşık 6 kat fark var.
Ödenen tazminatlar hesaba katılınca bu fark 20 katına çıkıyor.
Aynı oran Finlandiya’da 2.5, Fransa’da 2.3, Hollanda’da 2.2, İsveç’te 1.9 kat.
OECD ülkeleri arasında yüzde 24 ile en yüksek çocuk yoksulluğu Türkiye’de...
Yine gelir dağılım eşitsizliği bakımından OECD’nin en mimli ülkesiyiz.

Evet, ekonomiyi yönetenler gelir dağılımındaki bu adaletsizliğin düzeltilmesi adına önemli işler yapıyor.
Ancak halihazırda var olan tablo bu...

Başbakan dün “Bırakalım herkes nasıl arzu ediyorsa, gücü neye yetiyorsa onu alsın,
onu evladına giydirsin”
dedi.
Önümüzdeki eğitim-öğretim döneminde okullarda kıyafet serbest bırakılıyor.

Gelir dağılımında bu denli uçurum olan bir ülkede akla hayale
gelmeyecek sosyal ve psikolojik olumsuzluklar doğurabilecek bir karar bu...
Şüphesiz, okullarda her türlü yasağın kaldırılması güzel...
Elbette, daha rahat, daha özgür bir ortamda eğitim almak herkesin hakkı...
Ancak bu hesabı yaparken o önlüğün, formanın aynı zamanda çocukların (haliyle ailelerinin de)
ekonomik statülerini bir nebze de olsa eşitleyen bir uygulama olduğunu da akılda tutmakta fayda var.
Benden söylemesi...