1,2,3 ADLİ 'TIP' !    13-12-2012


Münevver’in cesedine yanlışlıkla başkasının spermini bulaştıran…

Tecavüze uğrayan Emine B.’ya
“Cinsel saldırı esnasında bağırmadığı için rızası vardır” diyen...

DNA testi için otopsi yaptığı bebeğin cesedi yerine ailesine içi buz dolu boş kutu gönderen...

İzmir’deki polis merkezinde feci şekilde dayak yiyen Fevziye Cengiz’in
yüzündeki ve sırtındaki morlukları basit lezyon olarak adlandıran...

Boğazından mermi çekirdeği çıkan Hacer Rahimova’ya
beyin damarlarındaki çatlama yüzünden öldüğünü rapor eden...

MİT ajanı, eski komando, bordo bereli
Kaşif Kozinoğlu’nun ‘aşırı spor’ sonucu kalp krizi geçirdiğini bildiren...

ASELSAN’da kritik projelerde çalışan ve şüpheli bir şekilde ölen mühendislerin raporunu
6 kilometre uzaklıktaki savcılığa 10 günde gönderemeyen...

Hopa’da gaz bombası sonucu hayatını kaybettiğini düşündüğümüz
emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun ölümünün aslında gaz bombası ile hiçbir alakası olmadığını,
Lokumcu’nun kalp krizi geçirdiği için öldüğünü rapor eden...

Kim?
Adli Tıp Kurumu...

Aynı Adli Tıp Kurumu Turgut Özal’ın ölümüne dair raporunu açıkladı:
“Özal’ın naaşında zehir bulundu ama ölümün zehirden kaynaklanıp kaynaklanmadığı tespit edilemedi.”

Buna da şükür!
Adli Tıp bu, sağı sollu belli olmaz...
Düşünün bi, “Özal aslında ölmedi” diye rapor verselerdi ne yapardık?
Koskoca Semra Hanım’ı
Müge Anlı’da, Ahmet Özal’ı
Yalçın Abi’de hayal etsenize...
İşin yoksa şu kış günü,
814 bin kilometrekare memlekette ara ki Turgut Bey’i bulasın!