ODTÜ    28-12-2012


Başbakan’ın yaptığı işleri beğenmeyebilirsin.
Başbakan’ı sevmeyebilirsin.
Başbakan’ı okulunda görmek istemeye de bilirsin.
Ama “Başbakan okula geldi” diye okulu savaş alanına çeviremezsin kardeşim.
Orası üniversite...
En aykırı fikrin bile tartışılabileceği, en uçuk görüşün bile
kendisini ifade edilebileceği yer...
Konuş, pankart aç, eylem yap, fikrini en yüksek tondan seslendir...
Ama taş atma!
Vay efendim, “Polis biber gazı sıktı, 3 bin kişiyle çevik kuvvet geldi, vesaire...”

Şunu unutmayın:
Şiddete mazeret bulmak farkında olmadan onu övmektir.

ODTܒye ve öğrencilerine yakışan okulun geçmişten gelen muhalif tavrını
şiddetten uzak ve kendilerine yakışan bir saygınlıkla sürdürüyor olmalarıdır.

Tabi burada ODTܒden öte bir sorunumuz da var...

Ülkenin yaşadığı ‘fikri sefaletten’ akademilerimiz fazlasıyla nasibini alıyor.
Aynı fikirde olmayanlar tartışmak yerine çatışıyor;
birbirini ikna etmek yerine yok etmeyi tercih ediyorlar.
Tıpkı siyasette, futbolda, medyada, iş dünyasında olduğu gibi!

Bu olayları fırsat bilip ODTܒyü ‘kınama’ telaşına düşen yalakalığa gelince...

Üniversitede taş, sopa, molotof kokteyli görmek ne kadar berbatsa,
bir grup rektörün bunu fırsat bilip yalakalık sırasına girmesi de aynı oranda çirkindir!
Memleket üniversite diplomalı cahiller ülkesi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
Akademideki temel düstur amirine itaat eden memur yetiştirmek üzerine kuruldu.
Üniversitelerimiz ya idarenin şakşakçılarını ya da
muhalefeti taşla-sopayla, eleştiriyi küfürle-hakaretle yapabilenleri yetiştiriyor.
Ve bütün bunlar yaşanırken rektörler öğrencileri kınıyor, öyle mi?
Bakkal dükkanı yönetemeyecekken
üniversite yöneten bazı rektörleri kim kınayacak peki?