İNSAN SIFATIYLA BİR TALEP    14-02-2013


4 yıl önce tutuklanıp cezaevine konduğunda
55 yaşında bir tıp doktoruydu.

Karaciğeri hastaydı, siroz tedavisi görüyordu.
Cezaevine girdikten 3 ay sonra yüz felci geçirdi.
Hastaneye kaldırdılar.
Yüz felci için verilen ilaçlar
karaciğer enzimlerini yükseltince durumu ağırlaştı.
Üniversite hastanesine (Cerrahpaşa) sevk ettiler.

21 ay yattı Cerrahpaşa’da...
Hastanedeki hekimler bir rapor yazdılar:
“Karaciğeri ağır hasta...
Beslenmesinin çok düzenli olması ve iltihabi hastalıklardan
korunması için bulunduğu ortamın koşullarının hijyenik olması şart.
Ayrıca karaciğer kanseri riski var.
Sürekli kontrol altında tutulmalı...
Stresli koşullar bağışıklığını düşürerek
enfeksiyon ve mide kanamalarına zemin hazırlayabilir.
Bu gibi bir durumun gelişmesi ölüm tehlikesi yaratabilir.”

Özetle,
“Haberiniz olsun: Bu adam bu şartlarda tutmaya devam ederseniz ölür”
dediler.

Avukatı bu raporu mahkemeye sundu.
Cerrahpaşa’nın “hayati tehlike var” dediği rapora Adli Tıp “yok” dedi.

Sonra mı?
1 yıl sonra Cerrahpaşa’nın söylediği oldu:
Karaciğerinde kitle çıktı!
Kesin teşhis için biyopsi gerekiyordu.
Avukatı tekrar mahkemeye başvurdu.
Mahkeme yine “olmaz” dedi.
Dahası bu rapordan
3 ay sonra hastaneden çıkarılıp tekrar cezaevine gönderildi.
2 yıl geçti aradan...
O gün bugündür hala Silivri’de...

Ergenekon sanığı İnönü Üniversitesi eski rektörü,
Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu’ndan bahsediyorum.
Hilmioğlu Silivri’de 2 kişilik bir koğuşta kalıyor.
Bütün bu raporlara rağmen karaciğeri ile ilgili
2 yıldır ne ikinci bir tetkik yapıldı.
Ne de biyopsi alındı.
Ne mi yapıldı?
Akıl hastanesine sevk edildi!

Hilmioğlu geçen yıl 22 yaşındaki oğlunu trafik kazasında kaybetti.
Hastalık listesine 1 ay önce diyabet ve böbrek ile ilgili sorunlar da eklendi.
Yemek borusunda ölümcül kanamalara yol açabilen varis tespit edildi.
Hilmioğlu’nun avukatı bu raporları gösterip
4 yılda 400 kez tahliye talep etti, mahkeme 400 kez reddetti.

Geçen hafta Hilmioğlu son kez avukatını çağırdı:
“Artık benim için tahliye talebinde bulunma” dedi.
Madem avukatı artık talep etmiyor.
O halde biz ediyoruz... Etmeliyiz.
Ne sıfatla mı?
Söyleyeyim: İnsan.