NORMAL OLMAYAN ŞARTLAR ALTINDA    22-03-2013


“Akan kan Türküne, Kürdüne, Lazına, Çerkezine bakmadan insandan,
bu
coğrafyanın bağrından akıyor.”
“Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz.
Ayrıştırmak isteyenlere karşı birleşeceğiz.”

Normal şartlar altında “Bu adam bizimle kafa mı buluyor?” derdim.
Şartlar normal olsaydı eğer...
“Yahu arkadaş, bu coğrafyanın bağrından akan o kanı 30 yıldır akıtan kimdi?
Paketlenene kadar bizi bölmek-çatıştırmak isteyen kimdi?” diye sorardım.

Ama sormayacağım!

Neden mi?
Çünkü şartlar ‘normal’ değil.
Hem de 30 yıldır değil!
Nasıl olsun ki?
Aynı ülkenin çocuklarının bir hiç uğruna birbirlerini öldürdüğü,
daha hayata başlamadan tabuta sokulan gençlerin hikayelerinin ‘haber değerini’ yitirdiği,
anaların ağlamaktan helak olduğu bir ülkede şartlar nasıl normal olabilir ki?

O yüzden kusura bakmayın...
30 yıldır ‘normal şartlar altında’ yaşamamaya alışmış bu ülkede,
sonunda esen barış rüzgarlarına set çekecek bir öfkeye
vesile olmak yerine bir nefes de ben vereceğim bu umut rüzgarına...

Her şeye, herkese rağmen barış kardeşim!
Başka da bir çaremiz yok zaten...
“Ya ölmeye, öldürmeye devam” ya da “Yeter artık bu kadar ölüm” diyeceğiz.
Ben kendi adıma bir dakika bile düşünmeden haykırıyorum: “Yeter artık!”
Evladını dağda yitirmiş anaların iradesi bile “Yeter artık” diyorken,
sıcacık evlerinde televizyon karşısında çaylarını yudumlarken
‘Vatan-millet’ edebiyatı yapan kolpaların ne söylediği kimin umurunda?

“Diyarbakır’da niye Türk bayrağı yoktu...
Öcalan posterleri provokasyon...
Mektupta şöyle demiş böyle dememiş...”
Bunlara takılmak yerine düne dair ‘olumsuz’ her şeyi bir kenara bırakıp
“Silahlar sussun” sözünün peşine takılmayı öneriyorum...
Umutla ve inançla...
Sonuçta, “Akan kan Türküne, Kürdüne, Lazına, Çerkezine
bakmadan insandan, bu coğrafyanın bağrından akıyor.”