KÖŞE YAZARI    27-03-2013


Salı günleri Meclis'te şenlik!..

Pardon grup toplantıları oluyor.

Dün de vardı...
Liderler konuştu, dinledik.
Ne öğrendik?

Barış süreci daha sağlıklı ilerleyebilirdi, şayet onlar izin verseydi...
Muhalefet daha başarılı olabilirdi, şayet onlar izin verseydi...
Ülkenin bölünmez bütünlüğü tehlikeye girmezdi, şayet onlar izin verseydi...
Özetle demokrasiden teröre, ekonomiden diplomasiye herşey çok daha iyi olabilirdi,şayet onlar izin verseydi!

Onlar kim?
Köşe yazarları!

Üşenmedim dinledim, dün itibarı ile milletvekili maaşları ve özlük haklarının iyileştirilmesinin ardından
4 partinin de üzerinde mutabık olduğu tek konu Türkiye'ye musallat(!) olan bu köşe yazarları!

Aslında Avrupa'dan çok tepki gelmeyeceğini bilsen şöyle bir kaç tane köşe yazarını ibret olsun diye
Taksim meydanında bacaklarından sallandıracaksın, sonra bak bakalım bir daha yapıyorlar mı?!
Ama sallandıramıyorsun işte...
Peki ne yapacağız?
Benim bir önerim var aslında...
Madem yurtdışından doktor, hemşire, öğretmen ve pilot getirebiliyoruz...
Köşe yazarı da getirelim!
Neyse parası, verelim ilanı gelsinler kardeşim:
“İleri demokrasiyle yönetilen bir muz cumhuriyetinde çalıştırılmak üzere iktidarı överken muhalefeti incitmeyen,
muhalefeti överken iktidarı üzmeyen, yazılarında kamu vicdanını değil ülkenin ‘dengelerini' gözetecek köşe yazarları aranıyor.”


Vaziyetimizi özetleyen bir olay anlatayım size...
Almanya'da geçen yıl Cumhurbaşkanı Christian Wullf hakkında yolsuzluk iddiaları ortaya atılmıştı.
Cumhurbaşkanı Wullf önce bu iddiaları gündeme getiren gazetecileri ağır birşekilde tehdit etti!
Sonra...
Baskılar artınca dayanamadı ve cumhurbaşkanlığından istifa etti.
Wullf'un istifa ettiği gün bir Alman gazetesinin attığı başlık ilginçtir:
“Türk gibi başladı, Alman gibi bitirdi!”

Not: Hasan Cemal, Karayılan röportajını Mehmet Ali Birand'a adamış.
İçimden geldi, ben de bu yazıyı tüm işinden olmuş gazeteciler adına Hasan Abi'ye adıyorum.