SALGIN VAR!    28-03-2013


Kışa veda ettiğimiz şu günlerde griple birlikte baş gösteren bir salgın daha var:

‘Akil Adam' salgını!

Meğer ne kadar çok akil adam varmış da haberimiz yokmuş!

Benim için sorun değil, ama anlamak isterim:
Akil olma kriteri nedir?
Birinin akil olup-olmadığına kim, nasıl karar veriyor?
Akil adamlık nasıl ölçülüyor?

Örneğin: Hem yalaka hem akil olunabiliyor mu?!

Kendi meselesini çözememiş bir adam memleket meselesini çözebilir mi?

Hükümetimiz muhalif aydınlara da ‘akil adam' olabilme fırsatı verecek mi?

He bir de...
Akil adam olmak için önce adam olma şartı aranıyor mu?

En önemlisi de bizim akil adamlar ‘yetkisiz' olacak ama ‘etkili' olmaları beklenecek!
Gerçekten akil bir adam, hatta bırak akili, aklı başında bir adam böyle bir sorumluluğu kabul eder mi?

Bir Allah'ın kulu da sormaz mı:
Sahiden bu kadar çok akil adamı olsaydı memleketin 30 yılda 30 kez çözmüş olmaz mıydı şu meseleyi?

Allah'tan süreci Beşir Atalay gibi sahiden ‘akil' bir adam yönetiyor da içimiz rahat...
Yoksa ortalıkta ‘akil adam' diye adı dolaşan öyle tipler var ki
“Gökyüzünde düğün var” desen merdiven aramaya koyulurlar.

“Somut konuş, kardeşim...
Kimden bahsediyorsun... İsim ver!”
Konuşayım...
Benim için akil adam, omurgalı adamıdır.
Adamlığın bedelini ödemiş ama taviz vermemiş adamdır.
İsimse isim de vereyim:
İhsan Arslan'dır, Abdurrahman Kurt'tur, Ahmet Türk'tür, Dengir Fırat'dır, Fırat Anlı'dır, Hatip Dicle'dir akil adam...
Popstar'a jüri aramıyorsanız eğer söyleyeyim:
Ulu Camii'nin altındaki dükkanında 24 saatte 24 bin dert dinleyen kahveci dayıdır akil adam.