HANİ HEPİMİZ HRANT’TIK?    29-03-2013


Sevag Şahin Balıkçı bir Türkiye Ermeni’siydi.
Çok seviyordu bu ülkeyi...
“Vatanım” diyordu. “Madem kimliğini taşıyorum,
madem ‘vatanım’ diyorum o halde vatan borcu
namus borcu” dedi ve askere gitti.

Terhisine 23 kalmıştı... Ölüm haberi geldi.
Sevag Balıkçı, bir başka asker
tarafından ‘kazara’ vurulmuştu.
Ve tesadüf o ki tam da 24 Nisan’da
yani Ermenilerin ‘Soykırım Günü’
ilan ettikleri gün vurulmuştu.

Sevag’ın ailesi “Bu bir kaza değil cinayet” dedi.
“Görgü tanıklarının ifadeleri
baskıyla değiştirildi” dediler.
“Olay yeri inceleme tutanağı ve savcılık ifade tutanakları
özensiz hazırlandı” dediler.
Dediler ama kimseye dinletemediler.

Devlet, 25 yaşındaki Sevag’ın katiline,
kazara komşunun tavuğunu kesen adama
vereceği kadar bir ceza verdi: 4 yıl.

Oysa Sevag bu devlete annesinin emanetiydi!
Devlet emanete sahip çıkamadı hiç
olmazsa biz hatırasın saygı gösterelim.

Bakın Sevag’ın babası ne diyor?
“Benim oğlum bu ülkenin vatandaşıydı. Ama Türkiye
Cumhuriyeti'nde ölen Hristiyanların
şehit olmadığı yönünde birtabirle karşılaştık. O zaman diyorum ki
Türkiye'de Hristiyanlar askere alınıyorsa, böyle bir yerde ölüyorsa
o zaman şehit saymıyorlarsa niye alıyorlar? Almasınlar!”
Özetle, “Bu vatan uğruna ölen Hristiyanlar, Museviler
niyazi mi?” diye mi soruyor.

Neden söylüyor bunu?
Çünkü birileri günlerdir nifak tohumu ekiyor.
“Ermeni’den şehit mi olurmuş...
Devlet onu şehit ilan edemez...
Yakarız, yıkarız” diyorlar.

Şehitlik şüphesiz dinimiz
İslamiyet’te yüce bir mertebe...
Ulema değilim, ancak benim bildiğim kimin şehit olup olmadığına devletler
değilsadece yaratan karar verebiliyor! O nedenle devletin bir vatandaşını
şehit ilan etmesinin dini esastan öte hatırasına saygı anlamı var.

Anlayacağınız birileri devletin
‘vatanı uğruna’ ölenleri onore etmek için verdiği ‘şehitlik’
payesini Sevag’a çok görüyor.

Yahu ben yanlış mı hatırlıyorum:
Hani Hepimiz Hrant’tık?