NASI ÜZÜLDÜÜM YAZIIIIK!    14-04-2013


Ne çektin be Yaşar Paşa! Gaza gelip de hükümete ayar
verecem diye kendini paraladın... “Ayar veremedin” demiyorum!
Verdin de ne oldu be yavrum? 27 Nisan’da bilgisayarın başına geçip
“Muhtıra yazacam” diye tutturdun.
Ertesi gün evdeki hesap çarşıya uymayınca yazdığın
o 2 satırı toparlayacan diye Dolmabahçe’de ömrünü tükettin!

Aaaaah ahh!
Genelkurmay başkanı olucan diye gençliğin bitti, gitti.
Yanlış anlama, “Keşke olmasaydın” demiyorum...
Oldun da ne yaptın be çocuğum?

Silah arkadaşların ‘darbeci’ diye
tek tek Silivri’ye götürülürken korkundan gıkını çıkaramadın...

“PKK’nın kampları
bizim için BBG evi” dedin...
Teröristler sınırımızı kevgire çevirdi.
Rezil oldun. “Tanırım iyi çocuktur” dedin.
Aslında o kadar da ‘iyi çocuk’ çıkmadı.
Rezil oldun.

Ama senin bi günahın yoook, kaderin buymuş be yavrum...
Rezil olacaaan, napacan?

Emekli olup da protokolde maç
seyredecen, fiyakalı arabaya binecen,
madalya alacan diye ömrünü tükettin...
Tükettin de ne oldu? Baktım, “Emekli olduğumdan
beri huzurlu bir emeklilik yaşayamadım. Yalan söylediler,
bunlarla uğraşmak zorunda kaldım.
Hakkımda iftiralar attılar, eşimle ilgili iftiralar attılar. Bunlarla
uğraşmak zorunda kaldım” demişsin...

Nası üzüldüüm, yazıııık!

Akıt derdini, elemini içine atma...
Neyse kisenin takım yarı finale çıktı, arada sırada şeref tribününe
gidersin de sana bir dayanak olur!