TÜRKLERİ YARALAMADAN...    24-04-2013


Siz bilmezsiniz...
Eskiden, çok eskidendi...
Bu ülkede bir zamanlar BDP'lilerle röportaj yapmak yasaktı!

Ben diyeyim bin siz deyin iki bin yıl önceden bahsediyorum ama!!!

Televizyoncular, gazeteciler BDP'li görünce
"Kazara beyanat verir de başım derde girer"
diye sarımsak görmüş vampir gibi kaçacak yer arardı.

Dedim ya çok eskindendi, hatırlamazsınız!

Çok şükür bir demokrasi ayıbıson buldu ve herkesin bildiği ama
asla söyleyemediği o yasak kalktı!

Ancak bizim ayarsız Türk basını maalesef yine kantarın topuzunu tutturamadı!

Daha düne kadar BDP'li görünce yolunu değiştiren arkadaşlar
şimdi Kandil'e 2 gece 3 gün yarım pansiyon tatil paketi alıyor...
Bu gidişle KCK Yürütme Konseyi'nin çaycısından
Kongra-Gel'in gündelikçisine kadar röportaj yapılmamış örgüt mensubu kalmayacak.
Çok şükür Murat Karayılan'ın hobilerinden Kandil'deki tuvaletlerin fiziksel koşullarına kadar
öğrenmediğimiz detay kalmadı.
PKK'lılar artık gazetecilere 'Heval' (Arkadaş-yoldaş) diye hitap ediyor.

Süreci baltalamak gibi olmasın ama bu kadarı da biraz fazla değil mi?

Yanlış anlaşılmasın...
Ne BDP'lilerin, ne de kanaat önderlerinin konuşmasını eleştiriyorum.
Eleştirim basit:
"Onlar da bu ülkenin çocuğu"
demek başka, şehitliklerde yer kalmayan bir ülkede
"Bu PKK'lılar da ne kadar şirin insanlar, hepsi birer melek" demek başka...

Unutmayın; Bu ülkede Kürt meselesi çözülecekse
bunu Türkler ve Kürtler birlikte yapacak.

Barış için Kürtlerin yaralarını sarmak şart ama dikkat:
Türkleri yaralamadan....