NE VERMEMİZ GEREKTİĞİNİ ARTIK BİLİYORUZ    26-04-2013


“Barış gelsin ama karşılığında ne verdik bilmek istiyoruz?”
diye soruyordunuz ya...
Alın size cevap!

Murat Karayılan dün açıkladı...

“Türkiye gerçek anlamda demokratikleştirilsin” dedi.
“Koruculuk, özel tim, vb. tüm özel savaş yapıları devre dışı edilsin” dedi.
“Demokratik sivil toplum zihniyetine uygun yeni bir anayasa yapılsın” dedi.
Hiç öyle lafı eveleyip gevelemeden yeni anayasadan beklentilerini de anlattı:
“Türkiye’nin demokratikleşmesinin sağlanması, Kürt halkının inkarının sona erdirilmesi,
varlığının ve özgürlüğünün kabul edilmesi, tüm kimliklerin, inançların ve mezheplerin hak
ve özgürlüklerini garanti altına alınması, eşitliğinin sağlanması...”

Demokratikleşme, koruculuğun kaldırılması ve yeni anayasa gibi
taleplere aklı başında hiç kimsenin zaten itiraz edeceğini sanmıyorum.
Anayasa yazılırken de her şey Karayılan’ın istediği gibi olmayabilir
ancak süreç içinde bu taleplerin hepsi bir şekilde öyle ya da böyle gerçekleştirilebilir.

Peki, diyelim ki bunların hepsi gerçekleştirildi.
Yetiyor mu?
I ıh!
Karayılan diyor ki, “PKK’nın tamamen silah bırakması için
son aşamada Öcalan da dahil herkesi serbest bırakacaksınız.”

İşte zurna tam olarak burada zırt diyor!

“Bu süreç kaç yıl sürer? Allah, Abdullah Öcalan’a ne kadar
ömür verir?” bilemiyoruz tabi...
Ama bildiğimiz, daha doğrusu dün itibarı ile artık kesin olarak anladığımız şudur ki:
Kalıcı barış için Öcalan’ın serbest bırakılması şartı var!

Özetle dünün ardından size bir iyi bir de kötü haberim var.
Kötü haber: Ne verdiğimizi verebileceğimizi değil ama
ne vermemiz gerektiğini artık hepimiz biliyoruz.
İyi haber: 91 gündür insan ölmüyor.