BU GEMİ BATARSA...    25-06-2013


Gezi direnişinin en büyük kazanımı Gezi Parkı oldu.
Bir zamanlar bakımsızlıktan, ilgisizlikten
yok olmaya yüz tutmuş Gezi Parkı’nda şu sıralar hummalı bir çalışma var.
Binlerce çiçek ekildi... Onlar ağaç dikildi...
Çocuk parkı, yürüyüş parkuru...
Büyükşehir Belediyesi Gezi Parkı’ndaki peyzaj çalışmasını bitirdiğinde
orası İstanbul’un en güzel parklarından biri olacak.

Direnişin sadece parka değil, özellikle karar alma mekanizmaları
çok daha demokratik bir yönetim anlayışına da vesile olduğu da aşikar.
Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın birkaç gün önce
söylediği şu sözlere dikkat:
“Bundan sonra İstanbul’da bir otobüs durağı bile yer değişecek olsa halka soracağız.”

Kazanımlar tamam da ya kayıplar?

Hiç şüphesiz ‘kayıp listesinin’ en başında yitirdiğimiz 4 insan
ve yaklaşık 8 bin yaralı var...

Bıçakla tam ortasından ikiye bölünmüş bir elma gibi ikiye ayrışmış bir toplum var...
Siyaset eliyle yıllardır gerim gerim gerilen insanlar
Gezi direnişinin ardından ne yazık ki artık ikinci cümlesinde
birbirinin gırtlağına sarılmaya hazır hale geldi.
Havadaki linç, provokasyon ve nefret kokusu giderek ağırlaşırken hoşgörü,
tahammül ve anlayış hak getire!

Bitti mi?
Hayır.
Başta turizm olmak üzere ekonomimiz de ağır bir darbe aldı.
Borsayı da dahil etiğinizde hasarın bedeli 50 milyar doların üzerinde...

Peki, ne yapacağız?
Şapkalarımızı önümüze koyup düşüneceğiz.
En tepeden en alta kadar herkes, hepimiz...

10 yıldırsayısız fırtına-borandan,
kızılca-kıyametten sıyırılıp tam gaz ilerleyen gemi su aldı!
Gün, meydanlarda kalabalıkları yarıştırma,
komplo teorileriyle linç kampanyaları başlatma ya da ötekini aşağılama, yok sayma günü değil.
Gün, “Sen yaptın, ben yaptım”
kavgasını bırakıp el birliğiyle gemideki suyu tahliye etme günüdür.
Gün, bu gemiden başka gidecek yeri olmayan bizlerin omuz omuza
verip hasarı onarma günüdür.
Ve gün...
Bu gemi batarsa içinden hiçbirimizin sağ çıkamayacağını hatırlama günüdür!