HAYATTAN RENGİ ALIN, GERİ NEYİ KALIR Kİ?    31-08-2013


Cihangir’de gökkuşağı renklerine boyanan merdiven
faili meçhul bir gece yarısı müdahalesiyle griye boyandı...

Ben Beşiktaşlıyım.
Malum, fazla renk sevmiyorum!
Ama ne yalan söyleyeyim geçmişten günümüze her rengi
içinde saygıyla barındırmış olan Beyoğlu’na çok yakışmıştı o merdiven...

Ne diyordu sahi o merdiven?
Siyasi miydi? Ticari miydi?
Örgüt bayrağı mıydı?
Yasadışı slogan mıydı? Bölücü müydü?
Beyoğlu Belediyesi “Biz yapmadık” diyor.
Peki, altı üstü bir merdiven kime, neden ‘bu kadar batmıştı’?

“Boyacıyı tanımanın en kolay yolu boyasına bakmaktır” derler.
Merdivenleri saran o gri öyle ‘tanıdık’ bir gri ki sadece İstanbul’da değil
Türkiye’nin neresine giderseniz gidin bir yerde mutlaka çıkar karşınıza!

80 yıldır ‘istenmeyen renklerin’ üzerini kapamak için kullanılır o gri...
Bazen krallar kullanır, bazen kralcılar!
Kullanan değişir ama maksadı değişmez:
O gri bu memlekette hep bir şeylerin üstünü örtme yolu olmuştur.

Vizontele filminin en müthiş sahnesiydi:
“Baba! Arabanın aküsünü çalmışlar!
Hem aküyü çalmışlar 
hem kaputu açmışlar...
Hayır, 
kaputu açtın aküyü çalma bari!”
Tesadüfe bakın: Hem merdiveni boyamışlar hem de griye boyamışlar!

Merdiveni yeniden gökkuşağı renklerine boyamak için çağrı yapıyorlarmış.
Hiç dokunmayın!
Böyle kalsın...
O soğuk ve ‘tanıdık’ gri beton yığını, farklılıklara bir merdivenin üzerinde bile
tahammülümüzün kalmadığını gösteren bir anıt olarak kalsın...
Belli mi olur?
Eski hali kimseye ilham vermedi,
belki yenisinden birileri ibret alır!