YOBAZLIĞA KARŞIYIM... HER TÜRLÜSÜNE!    10-09-2013


Türkiye yıllarca kendisini sözüm ona ‘dindar’
diye tanımlayan bir kesimin ‘yobazlığından’ çok çekti.
Dönem dönem hâlâ hortlayan,
kendilerinde insanların yediğine, içtiğine, giydiğine
kısacası hayata dair her alana müdahale etme hakkı gören
bu yobazlıktan çektiğimiz yetmezmiş gibi
ülkenin başına şu sıralar yeni bir yobazlık daha peyda oldu:
Sözüm ona ulusalcı yobazlık!

Altını çizerek sözüm ona diyorum,
çünkü başkalarını kendisine benzetmek gibi bir
‘savaş’ içinde olmayan ve öz değerleri ile yaşarken
çevresini taciz etmeyen gerçek manada dindarların da
ulusalcıların da başımızın üstünde yeri var.

Birkaç örnek anlatacağım...
Sondan başlayalım...

“İstanbul şu an olimpiyatlara hazır değil”
kaygısına da bu meyandaki eleştirilere de sonuna kadar katılıyorum.
Ancak “AK Parti’nin hanesine eksi yazsın...
Tayyip Erdoğan madara 
olsun” diye
“Türkiye olimpiyatları alamasın” duasına yatmak da neydi?
Bu nasıl bir gözü dönmüşlüktür?
Türkiye’de birileri; 2020’de hâlâ
‘AK Parti iktidar, Erdoğan Başbakan’ varsayımı ile mi yaşıyor?
Tokyo aldı olimpiyatları, peki senin ne işine yaradı?
Sana ne faydası oldu?

Ya ODTÜ meselesi?
Tamam, ODTܒde tavır başörtüsüne değil, cemaat yurtlarına
kayıt yapmaya çalışanlaraydı...
De ki; ODTܒyü kazanacak kadar zeki olanın
hangi yurtta kalacağına karar verecek kadar da
zeki olduğuna inanmıyorsun...
Bunun yolu eline pankart alıp insanların
gözüne sokarcasına ‘taciz’ etmek miydi?

Geçenlerde THY ile uçuyorum.
Önümde oturan yolcu, hostese muhalif bir gazete sordu.
“Kalmadı” cevabını alınca iki tane yandaş gazete istedi.
Sonra mı?
Herkesin gözü önünde o gazeteleri parçalayıp
“Ben okuyamıyorsam onlar da okumasın!”
diyerek hostese geri verdi.

Bu neye benziyor biliyor musunuz?
Lambadan çıkan cin adama sorar,
“Benden bir dilek dile, ama şunu bil ki ne istersen
komşuna iki katını vereceğim”
Adam düşünür ve şöyle der:
Tek gözümü kör et!