OĞLUM İSMAİL    03-10-2013


Eskişehir Valisi kendisi hakkında haberler yapan
gazeteci İsmail Saymaz’a bir mail atmış.

Vali, “Oğlum İsmail, yine rahat durmuyorsun...”
diye başlıyor ‘veciz’sözlerini sıralamaya...
Sonra hızını alamıyor ‘alçak’ diyor,
‘adi’ diyor, ‘şerefsiz’ diyor...
En sonunda ise önemli bir uyarı yaparak bitiriyor sözlerini:
“Yerin altı da var unutma, eninde sonunda orada görüşeceğiz.”

İcraatı ne olursa olsun...
Devletin bir vilayetin ‘sorumlusu’ ilan ettiği kişiye
‘sayın vali’ ya da ‘vali bey’ demektir doğru olan...
Ancak...
Bir gazeteciye ‘oğlum’ diye seslenen,
hakaretler savuran, bir adama
ne ‘bey’ ne de ‘sayın’ diyesim var...
Ayrıca kendisine ‘vali’ diye hitap ettiğim için
bu ülkenin tüm değerli valilerinden özür dilerim.
Bana kalsa bu arkadaşı hayatta onlarla aynı kefeye koymam
ama gel gör ki büyüklerimiz öyle taktir etmiş!

Peki, bir adam nasıl bu kadar pervasız olabilir?

Şöyle oluyor...
Kürsüde mikrofonu kapan gazeteciye,
köşe yazarına yani ‘medyaya’sallıyor...
Sırf “Bu çocuk sağlam yalakalık yapabiliyor”
diye beş para etmez adamlar köşe yazarı, yorumcu ilan ediliyor...
Gazeteci cinayetleri ya faili meçhul kalıyor
ya da faili meşhur oluyor...
Gazeteciler yok yere aylarca hatta yıllarca cezaevinde tutuluyor...
Gazetecilik mesleği terörizmle eş tutuluyor...
Gazeteler, televizyonlar halkın gerçeğini değil
‘angaje’ oldukları güce göre ya iktidarın
ya da muhalefetin gerçeğini arıyor...
Velhasıl, itibarı 5 paralık duruma düşen gazeteciye
hakaret etmek, ayar vermek ‘vakayı adiye’ haline geliyor.

He bir de şu olabilir...
Son dönemde malum bu yeni Osmanlıcık mevzusu
iyice alevlenince Vali kendini padişah sanmış olabilir!
Öyleyse “Asarım keserim” demediğine dua etmek lazım!
NOT: Vali’ye dün gazeteci İsmail Saymaz’a
gönderdiği maili sormuşlar.
“Mail adresi bana ait ama bizzat ben yazmadım.
Ancak oradaki 
ifadelerin bazılarına katılıyorum” demiş.
Haberiniz olsun, bu köşe bana ait ama
bu yazıyı bizzat ben yazmadım
Buradaki ifadelerin bazılarına katılıyorum o ayrı!