AMERİKA VİZESİ    08-10-2013


Nerden esti bilmiyorum...
Olur ya bir seyahat çıkar  hazır da bulunsun diyerek  Amerika vizesi almaya niyetlendim.
Hay niyetlenmez olaydım! Form doldurduk... Evrakları hazırladık...
15 gün sonrasına randevu aldım.
145 Amerikan doları bayıldık...
Başladık beklemeye...
Randevu günümüz geldi.
Randevu saatinden 5 dakika önce İstinye’deki Başkonsolosluk binasının önüne gittim.
Kapıdaki görevli, 5 dakika kalan randevuma
“Daha çok var...” diyerek karşı kaldırımda beklememi söyledi.
“5 dakikanın nesi çok?” diye sordum, cevap bile vermedi.
Herhalde karşı kaldırıma insanları ‘amele pazarına’ dizer gibi dizip
seyretmek gibi bir zevkleri var!

Neyse...
5 dakika önce geldiğim randevuma tam 20 dakika sonra kabul edildim.
“Kabul edildim” derken yanlış anlaşılmasın kapıda üstünüzü arayıp
kapının önündeki kuyruğa dahil olmama izin verdiler.
Dışarıda, bir 20 dakika da o kuyrukta bekledik. 
İçeri girdik. Bir posta da  orada üstümüz arandı. 
Yetmedi... 
Pantolonumu çorabımın  üzerine kadar çekmem istendi. 
Bu ‘canlı bomba’ muamelesi bittikten sonra vize için üçüncü parkura girdik. 
Bir posta da orada kontrol!
Amerikan Konsolosluğu  değil Survivor Adası sanki! 
Görevli, “Fotoğrafınız  1 yıl önce çekilmiş biz 6 ay  önce çekilmiş istiyoruz” dedi.
Kardeşim 1 insan 6 ayda  ne kadar değişebilir ki?

İyisi mi “El Kaide sempatizanı olmadan vazgeçeyim ben bu işten...” diyerek
Amerika vizesi  alma sürecine üçüncü turda veda ettim.

İçerdekiler anlatıyor...
Haftalar önce aldığın randevu, bayıldığın 145 dolar ve girişte gördüğün ‘canlı bomba’ muamelesi
içerde  yeni baştan bir daha yaşanıyormuş...
Yeniden sıra al, yine bekle,  mülakata gir, hesap ver, vesaire...

Velhasıl müttefiktik, stratejik ortak... filan hikaye!
Çuvaldan bu yana  aldığın mesafe budur:
Elin Amerikalısı sana kendi memleketinde ‘yabancı cisim’ muamelesi yapıyor.
Ama ahtım var, Amerika Büyükelçisi Francis Ricciardone ve İstanbul Başkonsolosu Charles Hunter’a 
bir yerde rastlayınca mutlaka soracağım: 
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile ne alıp veremediğiniz var hocam sizin?
Neyin acısını çıkarıyorsunuz?

Hoş kabahat sizde değil, adam yerine koyup vize için kapınıza gelende...