HANGİSİNİ DÜZELTEYİM?    03-11-2013


30 yıldır Amerika’da yaşayan ve önemli bir üniversitede
çalışan eski bir arkadaşım aradı.
“Türkiye ile ilgili bir sunum hazırlıyorum.
Metni göndersem, 
bir göz atabilir misin?
Düzeltmelerin 
varsa memnun olurum...” dedi.
“Elbette” dedim. 

Dün sunumuna bir göz attım...
Bizim ki diyor ki: 
“Türkiye farklılıklarına rağmen insanların birbirini
‘ötekileştirmediği’, 
hoşgörü, sağduyu ve demokratik
olgunluğa sahip toplum yapısıyla yeni çağın süper 
gücü olmaya hazır bir ülke...” 
Çevirdim sayfayı...
“...Tarihi ve coğrafi konumu itibarı
değişik kültürleri barındıran 
komşu ülkelerle
yıllardır uyum 
içinde yaşamış Türkiye...”
Yine çevirdim sayfayı...
“Türkiye toplumunun en büyük ilgi alanı futbol.
Bu ilgi Türk 
futbolunu son 20 yılda dünyanın
sayılı liglerinden biri haline getirirken,
ulusal ligin uluslararası marka değeri her geçen gün artmaktadır...”

Aldım elime telefonu, aradım bizimkini...
“Yaptın mı düzeltmeleri?” diye sordu.
“Yapıyorum, dinle!” dedim.
-Adamın biri arkadaşına kurbanın hikâyesini anlatıyormuş:
“Hz Süleyman’ın bir kızı varmış, götürmüş kurban etmeye...
Tam kurban edecekken, Azrail gökten bir keçi getirmiş
onu kurban edip kızından vazgeçmiş. 
İşte bu kurban oradan kalmadır.”
O sırada konuşmaya kulak misafiri olan
bir başka adam dayanamamış lafa girmiş:
“Yahu kardeşim, ben bunun neresini düzelteyim?
O Hz. Süleyman değil Hz. İbrahim’di. Azrail değil Cebrail’di.
Keçi değil koyundu. Kızı değil oğluydu...”

Benim arkadaş bitik bir ses tonuyla özeleştiri yaptı:
“Desene o kadar ‘yabancı’ kaldık memlekete...”
“Sıkma canını” dedim.
Öyle ya...
Sabah akşam burada yaşayan, olup bitenlere şahitlik edenlerin
Türkiye’ye ‘yabancılığı’ dururken,
30 yıldır Amerika’da yaşayan adama mı laf edeceğiz?