ÖĞRETMEN    24-11-2013


Zengin olmak, köşeyi dönmek için yapılmazdı
öğretmenlik ama sürünmek için de yapılmamalıydı.
Bir çocuktan, aklı hür-vicdanı hür bir birey yaratmanın
karşılığı ayda 278 TL zam olmamalıydı.
Öğretmen, milletin çok değerli 550 vekili kadar
olmasa da daha ‘insanca bir hayat’ hak ettiğine inanıyordu.
Madem “Demokrasi hakkını yasalar çerçevesinde
sonuna kadar 
aramaktır” diye öğretmişti çocuklara...
O halde hiçbir şeyi değiştirmese de bir araya gelip
“Biz bunu hak etmiyoruz” demek boyunlarının borcuydu.
Yanlış anlamayın...
Dağa çıkmadılar. Silahlanmadılar.
Bayrak yakmadılar. Terörist resmi taşımadılar.
Polise taş atmadılar. Kimseye küfür etmediler. 
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 34 diyordu ki:
Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız
toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.

Öyle yaptılar...

Gel gör ki atama, doğru dürüst bir zam,
çalışma koşullarının iyileştirilmesini bekleyen öğretmenin kısmetine
ileri demokrasinin en büyük nimeti düştü: Biber Gazı.
Her defasında teröristi ıskalarken işçiyi, memuru, avukatı,
sanatçıyı, öğrenciyi ‘12’den vuran TOMA, öğretmeni de boş geçmedi dün...

Ve bugün öğretmenler günü...
Geçen sene 24 Kasım’da yazımı  şöyle bitirmiştim:
“Öğretmenine ‘çoban’ muamelesi yapan
bir toplum ‘koyun’ olmaktan kurtulamaz...”
Ülke ilerliyor mu bilmem ama demokrasinin gerilediği kesin...
Öğretmenlere dün Ankara’da reva görülen muameleyi
normal bir memlekette bırak çobanı, koyuna bile yapamazsın arkadaş! 

“Öğretmenler gününüz kutlu olsun” diyeceğim ama
dünden sonra küfür gibi algılanır diye korkuyorum.
Yanlış anlamazsınız inşallah!