GEÇ GELEN ADALET...    10-12-2013


İyi şeyler de oluyor bu ülkede...

Haysiyet cellatlarının gözüne kelle kestirdiği,
iftiranın-hakaretin tahammül sınırını çoktan aştığı
bir zamanların bu ‘hoşgörü’ ülkesinde
nadiren de olsa güzel şeyler de oluyor.

Dün gibi mesela...

Ar damarı çatlamış ‘kasetçilerin’
piyasaya çıkma hazırlığı yaptığı,
neredeyse her köşede
‘yere düşene bir tekme de sen vur’
kampanyası düzenlenen bu kapkara günlerde
küçücük de olsa bir umut ışığı yükseldi dün:
1740 gündür ‘tutuklu’ bulunan
gazeteci Mustafa Balbay tahliye edildi!

Meğerse ne çok özlemişiz,
“Yaşasın Türk adaleti” demeyi...
Meğerse unutalı ne çok olmuş, milletin
vicdanına göre karar veren mahkemelerin
varlığına güvenip rahatça uyuyabilmeyi...

Kimseyi yok etmek, linç etmek değil
derdimiz ama ne olur bir ders alınsın artık:
Dünyanın hangi memleketine giderseniz gidin,
hangi dilde yazılmış olursa olsun bütün hukuk kitapları
der ki: Tutukluluk bir tedbirdir.
Gezegenimizin hiçbir yerinde
ömrü hayatında eli kalemden başka bir şey
görmemiş gazetecinin, eli silahlı teröriste
duyulmayan şüphe ile itham edilip, tam
1740 gün cezaevinde tutulmasına ‘adalet’ demezler!

Küba’nın efsane lideri Fidel Castro’nun
devrimden 6 yıl önce cezaevine girerken
söylediği sözleri unutmayın:
“Mahkemeleriniz beni mahkum edebilir.
Sorun değil... Nasıl 
olsa tarih beni aklayacaktır!”
Bakanından müsteşarına, hakiminden savcısına...
Gün, ders alma günüdür beyler!
Haberiniz olsun: Sağı solu belli olmuyor,
bir günü ötekine uymuyor ama adalet
bu ülkede geç de olsa hâlâ tecelli ediyor!