MİDEM BULANIYOR!    13-12-2013


Dershane meselesiyle başlayan ve 15 gündür devam eden
‘malum’ tartışmalar artık iyiden iyiye mide bulandırıcı bir düzeye geldi.

İş çoktan ‘tartışma’ boyutunu aşıp haysiyet cellatlığına,
iftira ve hakaretin fütursuzca savrulduğu lağım kokan bel altı polemiklere vardı.

Gazete köşeleri ve sosyal medya akla,
vicdana ve ahlaka sığmayacak
tehditler savuran tetikçilerin işgali altında...
Kime, neye hizmet ettiği belirsiz bu ahlaksızlar
yaz başından beri zaten gerim gerim gerilen 
Türkiye’yi dipsiz bir kuyuya itiyor.

Ne özel hayat, ne aile, ne hukuk ne kişilik hakları...
Aklı başında birinin söylemek için 40 kez düşünüp,
ölçüp-tartıp sarf edeceği sözler en ufak bir öfke
nöbetinde, bir çırpıda çıkıyor ağızlardan...
Vaktiyle siyasete yön verme biçimi olarak kullanılan
alçak komplolar, insanların en mahrem anlarını hayasızca
çekip yayınlayanlar kendi ahlaksızlıklarını örtmek yerine
başkalarının ‘özeli’ üzerinden ahlak tanımı yapmaya başladılar yine...
Mahalle muhtarları bile, “Dinleniyor muyum?” korkusuyla
telefonda şifreli konuşur hale geldi.
En yakın arkadaşınla bir dost sohbeti bile
“Acaba şu lafım ileride başıma bela olur mu?” kaygısıyla yapılamıyor.
Kimin kimi dinlediği, kimin kimi gözetlediği belirsiz!

Baykal’a yapıldığında “Buna kayıtsız kalmayın, Susmayın” dedik.
Bir ‘kaset’ furyasıyla MHP’nin çatısı çökertildiğinde,
“Görüntüdeki insanları değil, bu görüntüleri çekip, ifşa
edenleri, üzerine konuşanları, yazanları ayıklayın toplumdan...” dedik.
Dinletemedik.
Ne oldu?
Bu alçak komplolar, yapanların yanına kar kaldı.
Ve geldiğimiz noktada bırak kaseti dedikodusu bile yetiyor...

Benim artık ne yüreğim ne de midem kaldırıyor...
Terörist arıyorsanız artık dağa çıkmaya gerek yok.
Twitter’a girmek yeterli!
Ne polisim, ne savcı...
“Yapmayın, etmeyin...” demekten öte de lafım yok.
Kime dinletirim sözümü bilmem. “Bu alçak savaşın kazanını kim?”
onu da bilmiyorum ama bildiğim şu ki kaybeden yine biz, bu ülke olacak.