HUKUK ÖLÜRKEN...    19-12-2013


Bu ülkenin anayasasında devlet tanımı olarak aynen şöyle yazıyor: 
“Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet
anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı,
başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,
demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.”

Ne demek hukuk devleti?
“Burada hukuk konuşur...” demek.

Ülke gündemini alt-üst eden bir yolsuzluk ve rüşvet operasyonu yapıldı değil mi?
Yahu bırakın savcılar belgelerle, delillerle iddialarını ortaya koysun...
Şüpheliler çıksın, haklarındaki iddiaları yanıtlasın. 
Sonunda “Kim suçlu? Kim masum?” bağımsız mahkemeler karar versin.

Bizdeki vaziyet ne?
Bir yanda, “Cemaat düğmeye bastı operasyon yapıldı”
diğer yanda “Hükümet düğmeye bastı polisler-savcılar görevden alındı.”
Eline çomağı alan, ilk iş ‘adalet’ kovanına sokuyor.
Siyasi kutuplaşma hukuku bastırırken adalete güven yok oluyor.

Hukukçu ve gazeteci Taha Akyol dün bu süreçle ilgili endişesini şöyle dile getirdi:
“12 Eylül döneminde mahkemeye çıkınca ‘Bu hakim-savcı sağcı mı solcu mu?’ diye kaygılanırdık.
Şimdi ise ‘Hakim-savcı hükümetçi mi cemaatçi mi yoksa ulusalcı mı?’ diye kaygılanıyoruz...
12 Eylül’de bunun arkasından ne geldi biliyor musunuz?
İnsanlar birbirini öldürdü!”

Ülkenin bugünü tam da Taha Akyol’un tarif ettiği gibi...
Umarım yarını farklı olur!