İSTİFA    26-12-2013


Freud der ki, “Özür dilemek
sadece haksız olduğunuzu göstermez,
karşınızdakilere verdiğiniz değerin egonuzdan
yüksek olduğunu gösterir.”

Peki, Türkiye’de özrün karşılığı nedir?
Söyleyeyim: Bu ülkede özür dileyen takdir edilmez, linç edilir.
Hal böyle olunca toplumun sosyal
kodlarına hatta genlerine işleyen bir tavırdır:
“Ne yaparsan yap, sakın özür dileme!”

Tıpkı özür gibi yanlış anlaşılmış
bir başka kurum da istifadır.

İstifanın bizdeki karşılığı maalesef
yenilgi, mağlubiyet, yıkım,
iddiaların tümünü olduğu gibi kabulleniştir.
Hal böyle olunca bin türlüsünün
kol gezdiği Türkiye’de bir türlü bulamazsın istifa edeni...
Oysa istifa bir adamın kendine güvenin
en büyük göstergesidir...
Koltuğa değil, onuruna sarılmaktır.

3 bakan istifa etti dün...

En başta yapılması gereken en sonda yapıldı.
Soruşturmanın selameti, yargı süreci bitene kadar
adı geçen bu isimlerin itibarlarının korunması adına
doğru olan istifa etmeleriydi.
Türkiye’deki yerleşik “İstifa eşittir mağlubiyet”
algısı engel olunca istifalar gecikti.

Önerim, bu saatten sonra
insanları yekten ‘suçlu’ ya da ‘masum’ ilan etmek yerine...
Kararı sosyal medya ‘mahkemelerine’ değil, Türkiye
Cumhuriyeti mahkemeleri bırakmak!

Hatırlatmakta fayda var: 2 yıl önce havaalanından
“Türkiye’den defol pis şikeci” diye kovulan Emenike,
herkesin ceza aldığı şike davasının sonunda
tek 1 gün bile ceza almadı!
Dahası...
O gün Emenike’ye etmedik hakareti bırakmayanlar
bugün Fenerbahçe’de oynayan
aynı Emenike’yi yere göğe sığdıramıyor.