30 MART’TA NE GÖRECEĞİZ?    06-03-2014


Trajikomiktir; Ergenekon sürecinde
“Bu dinlemelerin hiçbiri yasal değil.
Delil olamaz, güvenilirliği 
yoktur”
dediğimizde bizi ‘darbecilikle’ suçlayanlar
Başbakan ve çevresine yönelik internete sızdırılan ‘dinlemeler’ için
“Bunlar yasadışıdır. Güvenilirliği yoktur” diyor.

Evet, Allah’ın sopası yok, 
ama gördüğünüz gibi adaleti var!

Her gün yenisine uyandığımız ‘dinlemelere’ gelince...
Montaj mı şantaj mı yalan mı gerçek mi bilmem...
Ancak görünen o ki yolsuzluk ve rüşvet konsepti üzerinden yapılan
ilk vuruşun ardından sıra ikinci vuruşa geldi...
Nedir o ikinci vuruş?
“Bakın sizin Başbakanınız sadece siyasi değil, gazeteleri,
televizyonları, mahkemeleri, iş dünyasını da dizayn ediyor!”
Bakalım sırada ne var?
Sırada ne olduğuna ya da kaç ‘vuruş’
daha yapılacağına dair dedikodular muhtelif ancak sonuncusunun
‘altın vuruş’ olacağına dair neredeyse hiç kimsenin şüphesi yok.
Neden mi?
Başından beri yazıyorum...
Ne hükümet ne cemaat bu savaşta bir üçüncü taraf var ki stratejisi açık:
Savaşa girmeden savaşı kazanmak! 
17 Aralık’ta başlayan sürecin esas hedefi Türkiye’de
rüşveti-yolsuzluğu ortaya çıkarmak değil, Siyasal İslam’ı bitirmektir.
Resme dikkatli bakın: AK Parti’nin imajı hasar gördü
siyasi ve iktisadi gücü azaldı da Cemaat’in devletteki etkisi,
ekonomisi, imajı aynı mı kaldı sanıyorsunuz?

24 gün sonra seçimler var.
Dinlemelerde ne çıkarsa çıksın son noktada
Başbakan’a inanan ve destekleyen bir kitle olduğu kesin...
Soru şu: Bu kitle son seçimlerde yüzde 50’ye dayanan
AK Parti seçmeninin ne kadarlık bir kısmını oluşturuyor?
Ne İstanbul ne Ankara ne de İzmir...
30 Mart’taki yerel seçimlerden çıkacak en önemli sonuç bu olacak.
Öyle ki bu sonuç muhtemelen Türkiye’nin yeni
cumhurbaşkanının kim olacağını da belirleyecek.