YAKAN, TOP DEĞİL VİCDANSIZLIK!    03-05-2014


- Tayinim çıkıp eve geldiğimde sizi nerelere kahvaltıya götüreceğim bir bilseniz!
- Hadi, bahçeye çıkıp yakan top oynayalım o zaman babacığım.

Murat Özenalp ve 8 yaşındaki kızı Duru cezaevinin bahçesinde 
yakan top oynamaya başladılar...
Bir ara Duru’nun attığı topu tutmaya çalışırken sendeledi, 
diz üstü düştü Murat Albay.
Minik Duru ağlamaya başladı. 
Murat Albay gözünü açtı ve “İyiyim kızım, bir şey yok” dedi. 
Duru, ağlayarak yalvardı babasına:
“Babacım lütfen kalk, söz bir daha yakan top oynayamayacağım.”

5 gün sonra kaybettik Murat Özenalp’i...
“Beyin kanaması” yazdılar ölüm raporuna...

Oysa asıl kanayan Murat Albay’ın beyni değildi...
Harp Okulu’nu birincilikle bitirmiş, amiralliğine 1 hafta kala tutuklanmış,
çocuklarına “Size tek mirasım var: Ne şartta olursa olsun yalan söylemeyin” diyen bir adam 
ev adresi de dahil içinde tek bir ‘doğru’ bulunmaya bir iddianame  ile ‘darbecilikle’ suçlanırken
gıkını 
çıkartmayan bir milletin vicdanıydı!

Mahkemede son sözünü sorduklarında şöyle demişti Murat Abay:
“Savunmamı, peygamberimizin söylediği ve hepimizin kulaklarına
küpe olması gereken ‘Bir günlük adalet, 60 yıllık ibadetten faziletlidir’
sözüyle tamamlıyorum. 1 saniyenin bile çok önemli olduğu insan yaşamında...
Türk hukuk sistemine 
güvenmeye devam ediyorum.”

Minik Duru’ya söyleyin suçlamasın kendisini!
Ne Türkan Saylan kanserden, 
ne Kaşif Kozinoğlu’nu ‘kalpten’
ne Yarbay Ali Tatar da ‘intihardan’
ne de Albay Murat Özenalp ‘beyin kanamasından’ öldü!
‘Türk hukuk sistemine inanarak’ kül olan bu hayatları ‘yakan’ top değil, vicdansızlık.