FORBES’TE GÖRÜNMEYEN SERVET...    08-05-2014



Ülker grubunun kurucusu rahmetli Sabri Ülker adına
2009’da kurulan Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Vakfı (SÜGAV)
dün bir toplantı yaptı. Ben de oradaydım.
SÜGAV, toplumu sağlıklı ve dengeli beslenme
konusunda aydınlatmak amacıyla kurulmuş. Müthiş işler yapıyorlar.
Vakfı, ‘para babaları’ değil
uluslararası anlamda bilim dünyasının
saygın adamları tam bir profesyonellikle yönetiyor. 
Her ay toplanıp Türkiye’de halkı daha sağlıklı beslenen
bir toplum haline getirebilmek adına projeler geliştiriyorlar.
Çünkü durum çok vahim!
2010’da yapılan araştırma ortaya koyuyor ki:
“Türkiye’nin yüzde 30’u obez... 
6-11 yaş arası çocukların yüzde 11’i
12 yaş üstü çocukların yüzde 14’ü
sabah kahvaltısını atlıyor...
Toplumun yüzde 40’ı balık tüketmiyor...”

Hal böyle olunca SÜGAV kolları sıvamış ve
Milli Eğitim Bakanlığı ilebirlikte ‘Yemekte Denge’
diye bir proje başlatmışlar...
10 şehirdeki devlet okullarında 1 milyon çocuğa ulaşmışlar.
Müfredata ‘dengeli ve sağlıklı beslenme’ dersleri konmuş.
Bu eğitimden geçen çocuklarla yapılan röportajları seyrettim. 
Fast food kültürünün esiri olmuş  bir dünyada
ülkemin çocuklarının “En sevdiğim yemek pırasa ve brokoli”
dediğini gördüm ya, artık ölsem de gam yemem!
Ve öyle laf olsun diye değil, inanarak söylüyor bunu çocuklar.

SÜGAV bununla da yetinmemiş! 
Yılda 1 kez ise ‘Bilim Zirvesi’ düzenliyorlar.
Dün, bu zirvenin ikincisi yapıldı.
Zirvede, 100 bin Lira değerinde bir bilim ödülü verildi.
Obeziteyle diyabeti bağlayan ilk geni bularak
dünya tıp literatürüne giren Harvard Üniversitesi’nden
Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’in liderliğindeki
bilim kurulunun adaylararasından yaptığı
değerlendirme sonucu açıklandı.
Ödülü Gazi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gülay Bayramoğlu aldı.
Bayramoğlu, ürünlerin son kullanma tarihlerinin
üzerinde yazan tarihe bakmadan, nano teknoloji sayesinde
paketinden anlaşılmasını sağlayan  bir proje üzerinde çalışıyor.

Yaş itibarı ile tanışma fırsatım olmadı, ama denir ki:
“Bu ülkede iş dünyasının gördüğü
en vizyoner 3-5 adamdan biriydi rahmetli Sabri Ülker.”
Ne mutlu Sabri Ülker’e ki kendisinden sonra
Ülker’in başına geçen oğlu Murat Ülker de aynı vizyonla 
aynı çizgide işler yapmaya devam ediyor.
Vizyon deyince aklınıza şirketleri büyütmek,
daha çok para kazanmak filan gelmesin!
Bahsettiğim vizyon ne dünya devi Godiva’nın satın alınması
ne de 80 ülkeye ihracat yapan bir marka yaratma becerisi...
O vizyon ne biliyor musunuz?
Ülkene para dışında da ‘değerler’ kazandırabilen bir iş adamı olmak!
Dünyaca ünlü Forbes dergisine göre
Türkiye’nin en zengini olan Murat Ülker’in yatırımı mala-mülke değil,
ülkesinin çocuklarının yarınına yapmasından çıkarılacak ders şudur:
Zenginlik; Forbes’ta isminin karşısında gördüğün rakam değil,
hayatını değiştirdiğin insan sayısıdır.