KİME NİYET KİME KISMET!    11-05-2014



Başbakan Erdoğan, Danıştay’ın 146’ıncı yıldönümü nedeniyle
düzenlenen törende Türkiye Barolar Birliği Başkanı
Metin Feyzioğlu’na fena girdi!

Haklı, haksız kantarına çıkarmadan önce
olanı biteni doğru anlatalım...

Metin Feyzioğlu’nun konuşmasının içeriğine baktığınızda,
Başbakan Erdoğan’ı bu denli çileden çıkaracak bir ifade yok.
Aksine, Feyzioğlu 1 Mayıs’ın Taksim’e açılmasından,
Erdoğan’ın şiir okuduğu için hapse atılmasına,
12 Eylül referandumuna, 17 Aralık sürecindeki
yasadışı dinlemelere kadar bir çok konuda
Başbakan Erdoğan’ın hoşuna gidecek vurgular bile yaptı. 
Kaldı ki Başbakan hiçbir tepki vermeden büyük bir nezaketle dinlediği
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın o meşhur konuşmasına göre
Feyzioğlu 10 kat daha yumuşak bir konuşma yaptı.

Ayrıca Feyzioğlu’nun böyle bir konuşma yapması,
Haşim Kılıç’ınki gibi ‘beklenmedik bir durum’ da değildi.
Barolar Birliği Başkanı dünkü konuşmasında
‘siyasi’ bulunan eleştirilerini geçmişte defalarca yaptı.
Hiç kimse “Ne diyorsun kardeşim sen?” demedi. 
Peki, o halde dün ne oldu?
Olan şu: Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın
o meşhur zehir zemberek konuşmasınıyanıtsız bırakan Başbakan,
cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi bir kez daha
kendisine ayar verilmesine izin vermedi. 
Sokak dili ile “Eeeee yeter be!” dedi ve Feyzioğlu’na çift daldı!

Tabi burada Feyzioğlu’nun “Hazır Başbakan’ı yakalamışken
her zaman söylediklerimi bir de yüzüne saydırayım” diyerek
alakasız bir toplantıda muhalefetten rol çalma girişimi ve
Danıştay Başkanı’nın bile  20 dakika konuştuğu  bir toplantıda
uzun bir nutuk atmaya kalkması da tuzu biberi oldu.

Gelelim haklı-haksız kantarına...
Başbakan Erdoğan o konuşmadan
bu kadar rahatsız olduysa salonu terk edebilirdi
ancak kürsüdeki konuşmacıyla bu tonda konuşması yanlış!
Hele ki Türkiye Barolar Birliği Başkanı’na
‘edepsiz’ demesinin savunulacak  yanı yok!
Başbakan’ın bir kez daha ‘ayar yememek’ için
verdiği ‘ayarın’ dozu fena kaçtı.
Metin Feyzioğlu’na gelince...

Muhatabının hiçbir cevap hakkı olmadığı bir mecrada
böyle bir konuşma yapılmaz.
Kaldı ki yargı mensuplarının sorunlarını dile getirmeniz beklenirken
son derece alakasız bir toplantıda araya ‘siyasi’ eleştiriler sıkıştırmak
üslubunuzun bir parçası olabilir ama kusura bakmayın
bu ‘nezaketten uzak’ üsluba herkes 1 saat 20 dakika
sus-pus oturup katlanmak zorunda değil.

Unutmadan...
Mevzu Van’dan açılmışken iki satır da  ben edeyim...
Depremin ertesi  günü Van’daydım ben...
Süreç içinde de birkaç kez gittim.
Yapılanları yakından takip ettim.
Depremin ilk günleri koordinasyonda
ciddi eksiklikler olduğu doğru ama
bugün geldiğimiz noktada BDP'li milletvekillerinin AK Partili bakanlara
gazetecilerin önünde teşekkür ettiği bir seferberlik hali var.
Madden ve manen Van’a uzanan o eli görmemek mümkün değil...
Metin Bey bağışlasın ama Van konusunda fena halde yanılıyor.