BARBARLIK MÜZESİ    13-05-2014


Kıbrıs’taki Barbarlık Müzesi’ne hiç gittiniz mi?
Barbarlık Müzesi aslında bir ev...
1960’larda Kıbrıs’ta görev yapan tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın
eşi ve 3 oğlu ile birlikte yaşadıkları yuvaları...
Müzenin kapısında onlarca mermi izleri karşılıyor sizi...
İçeri girince duvarları makinalı tüfeklerden çıkan
33 kurşunla delik deşik edilmiş duvarlar görüyorsunuz.
Ne bir karakol ne karargah ne de askeri hedef...
Sadece bir ailenin yaşadığı mütevazı bir eve
hangi nefretle boşaltılmış olabilir ki şarjörler?
Sonra banyoya doğru yürüyorsunuz...
Camekanla kaplı banyoda bir küvet duruyor.
Aradan geçen onlarca yıla rağmen küvetteki kan lekeleri çarpıyor gözünüze... 
Kimin kanı mı?

Anlatayım...

1963’de Noel öncesi EOKA üyesi Rumlar Türklere karşı saldırıya
Lefkoşa’nın batısındaki Kumsal semtini basarak başladılar.
İrfan Bey sokağına girdiklerinde 2 numaralı eve yöneldiler.
Mürivet Hanım çocuklarının pijamalarını yeni giydirmiş yatağı henüz açmıştı. 
Silah seslerini duyar duymaz çocuklarını kaptığı gibi banyoya saklandı.
Oğullarını küvetin içine doldurdu. Sarmaladı.
Bağrına bastı. O esnada EOKA’cı katiller kapıyı kırıp eve girdi.
Sağa sola ateş etmeye başladılar.
Nihat Binbaşı ile Mürivet Hanım’ın en küçük oğlu
Murat o yıl başlamıştı ilkokula...
Silah seslerini duyunca tutamadı kendini ağlamaya başladı.
Ağlama sesini duyan EOKA’cı kahpeler banyoya yöneldi...
Ve o küveti ölüm çukuruna çevirdiler. 

Katliamın ardından ancak 2 gün sonra girilebildi Kumsal’a...
2 numaralı evdeki manzara korkunçtu:
Küvetin içinde cansız yatan bir kadın, göğsü üzerinde iki oğlu
ve dizinden başına uzanmış bir oğlu daha...

barbarlik_muzesi.jpg

Barbarlık Müzesi o evdir işte...
24 Aralık 1963’te Rumlar tarafından evlerinin banyosunda katledilen 
Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi Mürivet, oğlulları:
Murat, Kutsi ve Hakan’ın acısının anıtıdır o ev...
Türklere ‘barbar’ diyenlere  ‘Barbar kim?’
göstermek için kurulmuş bir ibret vesikasıdır.

O acıları deşip yeni nefret tohumları ekmek değil niyetim...
Ama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi dün Türkiye’ye 
Kıbrıs Harekatı nedeniyle 90 milyon ceza kesince dayanamadım:
Barış Harekatı’nın cezası 90 milyon Euro ise,
küvette 3 minik evladı ile masum bir kadını küvette katletmenin 
ve genç yaşında tüm ailesini yitirip,
yapayalnız kalmış bir adamın hayatının bedeli Avrupa’nın ‘insaniyet
standartlarına’ göre ne kadar acaba?

Ceza öyle mi?
90 milyon Euro öyle mi?
Değil 90 milyon, 1 tek Euro ödeyene
bu ülkeden yediği ekmek haram olsun!