KİRLİ OLAN O ÇİZME DEĞİL!    15-05-2014


Soma’da faciadan sağ kurtulan bir işçi ambulansa binerken soruyor: 
“Çizmelerimi çıkarayım mı? Sedye kirlenmesin...”

Ekmek parası için yerin dibine giren yaralı bir madenciye
kendisini sedyeden daha değersiz hissettiren bu ülkede...
Esas yerin dibine girmesi gereken kömürle ölüm arasındaki
ince çizgide ayda 900 lira için çalışanlar değil, 
13 bin lira maaşla Meclis’in ceylan derisi
koltuklarında horul horul uyuyanlardır!

Meclis Başkanı dünkü oturumda Genel Kurul’u saygı duruşuna davet etti...
Eksik...
Önce ‘azıcık utanmaya’ davet etmeliydi!
Bu ülkedeki en temiz ‘şey’ senin kirli sandığın
o çizmeler madenci kardeşim, o yüzden ne olur çıkarma!
Bırak, 1 yılda 10 ayrı maden kazası olmuşken
Soma’yı Meclis’te görüşmeye bile değer bulmayanlar
yakalarındaki rozetleri çıkarsınlar önce! 

Diyorlar ki, “Madem önleyemiyorsunuz kazaları, o halde kapatın o ocakları...”
Okullar olmasa ne güzel yönetilirdi değil mi Maarif?
O insancıklar sanki bayılıyorlar yerin fersah fersah dibinde ölmeye?
Soma’daki maden faciasında sağ kurtulan bir başka işçi bakın ne diyor:
“Yeniden girmem lazım madene... Kredim var. Kredi ödüyorum bankaya...” 

İki ayrı felaketi aynı anda yaşıyoruz...
Biri madenlerinden kömürden çok ceset çıkan Soma’da,
diğeri ise böylesine büyük bir acıda bile kenetlenmek
yerine kutuplaşan Türkiye’de... 
Artık kabul etme zamanı geldi sanırım:
Evet, yıllarca uğraşıp bu ülkeyi haritada
bölemediler ama maalesef toplumu fikren ve kalben paramparça ettiler.