“NE ZAMAN ADALET ÖZLEMİM ARTSA”    30-05-2014


Gezi’nin yıl dönümüne dair bir yazı yazdım dün... 
“1 ağaç için 8 fidan yitirdik”
dedim ve sordum: “Değer miydi?”

‘Tokat’ gibi bir cevap geldi!
Kimden mi?
Hiç tanımadığım birinden, 
bir okuyucudan... 
Öyle güzel, öyle ‘sahici’ yazmış ki
üzerine tek satır yorum yazmadan yayınlamak boynumun borcudur.

Hiç yapmadığım bir şeyi ilk defa yapıyorum,
bir köşe yazarına mail atıyorum.
Öncelikle merhaba, bugünkü yazınızı bir rastlantı dolayısıyla okudum.
23 yaşında işsiz bir gencim, ora senin bura benim iş görüşmelerinden geliyorum. 
(Elbette her yerden aynı cevabı alıyorum;
Biz başvurunuzu değerlendirip sizi arayacağız... Tövbe ki arayan varsa!) 
“Ne iş olursa yaparım abi”ci olmaktan da korkmuyor değilim.
Gerçi şerefimle ekmek kazanmak gocundurmaz beni,
aslında ne iş olsa yaparım. Velhasıl hal ú ahvalim böyledir,
“Rastlantı sonucu yazınızı okudum...” dedim,
çünkü cebimde kalan son 2 lirayla minibüse bindim evime dönmek için.
Gazi Mahallesi’nde oturuyorum bu arada,
hani şu yüzleri maskeli ama yürekleri dünyanın
en temiz yüreği olan insanların mahallesi...
Neyse konumuza dönelim,
en arka koltuğa oturdum koltuğun üzerinde POSTA Gazetesi.
İlk sayfada ufak Gezi haberini gördüm sayfa 17’yi açtım
sonra hoopp sizin köşe yazısı gözüme çarptı, okudum.
“Değer miydi?” diye sormuşsunuz “bize”...
Elinizi vicdanınıza (tabi varsa) koyun da söyleyin,
sizce bu sorunun muhatabı biz miyiz?
İnsanların beyinlerini sokak ortalarında akıtan, 
15 yaşındaki bir çocuğu hedef gözeterek kafasından vurup
aylarca komada  kalıp ölmesine sebep olan,
19 yaşında kuytu bir sokak köşesinde tekme 
tokat gaddarca dövülerek öldürülen çocukların sebebi biz miyiz? 
Peki, siz köşenizi yazacak, dolduracaksınız diye
bizim içimizi tekrar tekrar yakmanıza değer miydi? 
Bu ülkede adalet falan yok,
zaten öyle bir beklentimiz de yok!
Şimdi gidip çay demleyeceğim kendime ne zaman adalet özlemim artsa
bunu yapıyorum geçiyor!
Çayımız kaçaktır, adettendir; buyurun beraber içelim?
sağlıcakla...
Oğuz Artık.

Oğuz, aslına bakarsan “Değer miydi?” diye
sadece ‘size’ değil ‘onlara’da sormuştum.
Gel gör ki yine üstlerine alınmadılar! 
azrail’in böylesine yoğun çalıştığı bir ülkede
ne kadar anlamlı bir temenni bilmiyorum ama: sağlık olsun!
Öncelikle ‘onlar’ gibi kafanı kuma gömmek yerine
cevap verdiğiniz için ‘size’ teşekkür ederim.
Belki yine bana kızacaksınız ama 
şu ‘yüz maskeli temiz yürekli’ kısmına itirazım var.
Doğru bir iş yapıyorsa insan yüzünü neden saklar ki?
Gel, Gazi Mahallesi’nin çoğunluğunu oluşturan temiz yürekli sakinleriyle 
elinde pompalı tüfek yüzünde maskeyle kameralara poz verenleri ayıralım!
Ne dersin?
Unutmadan...
Benim çay şekersiz ve (varsa) limonlu olsun.
sevgiler.
Candaş.