BÜYÜK DEVLET    25-06-2014


Esad’la düşmanız.
İsrail’le papazız.
Irak merkezi yönetimi desen,
bir biz onlara bir onlar bize ayar veriyor.
Mısır’ın tek düşmanı var: Türkiye. 


Bunlar yetmezmiş gibi
IŞİD diye bir bela çıktı...
Ellerinde 80 vatandaşımız var...
Akıbetlerini bilmiyoruz.
Soramıyoruz...
Malum, yayın yasağı var.


Bitti mi? Bitmedi.
Libya’da darbe girişimi var...
Darbeci general, “Libya’yı terk etmeleri için
Türklere 48 saat veriyorum.
Yoksa hepsine casus muamelesi yapacağız”
diye açıklama yaptı. 


Neyi merak ediyorum biliyor musunuz...
Yahu yükselen yıldız, lider ülke,
model ülke diye çıktığımız yolda
hangi ara Ortadoğu’nun
‘nefret objesi’ haline geldik biz?


Ankara’daki ‘büyüklerimiz’ diyor ki,
“Ne yapsaydık... Diktatörlere,
darbecilerle, zalimlerle, teröristlerle
kol kola mı hareket etseydik?"

Elbette hayır!
Ama mikrofonu her elimize aldığımızda
cümle aleme tarih dersi verene kadar
o coğrafyanın tarihini azıcık okusaydık,
kadim (!) dostlukların bir gecede
nasıl kanlı düşmanlıklara dönüştüğünü görüp,
adımlarımızı ona göre atabilirdik.
Büyük devlet olmak için ilk şart
büyük devletlerin dışişleri bakanlıklarının
gazla çalışmadığını bilmektir.
Umarım, bütün bu musibetlerden
ders alınır da, ‘büyüklüğü’ padişahın karizmasına bağlayanlar,
600 yıl cihanda hüküm süren Osmanlı’nın
neden kendisini devlet-i aliye (büyük devlet)
diye tarif ettiğinin hikmetini bir an önce idrak edebilir.