SIFIR DOST    15-10-2014



Türkiye, Kobani’ye müdahale etmedi.
Kobanili Kürtlere kapılar  sonuna kadar açıldı.
Ancak bölgedeki PYD-IŞİD çatışmasında taraf olunmadı.
Aslına bakarsanız, burnumuzun dibindeki IŞİD’le sıcak çatışmadan 
ve at izinin it izine karıştığı bir  iç savaşın
tarafı olmaktan kaçınmanın mantıklı gerekçeleri de vardı.

Ancak anlaşılan o ki Türkiye, askeri üslerini
IŞİD operasyonu kapsamında Amerika’nın kullanımına açacak.
Üsleri yabancılara açmak operasyona resmen katılmaktır. 
Füzeyi atan da üssü açan da aynı sorumluluktadır.
İncirlik kullanıldığı  an Türkiye fiilen savaşın içindedir. Yani taraftır.
IŞİD’e karşı taraf olmak bir tercihtir.
Kaldı ki böylesine psikopat bir cinayet şebekesine karşı
taraf  olmak anlaşılabilir bir tercihtir de...
Ama Türkiye’nin tercihi sadece IŞİD’e karşı taraf olmak değil!
Görünen o ki, Amerika ile  yapılan anlaşma gereği
geçmişte  el altından yaptığımız Esad muhaliflerini eğitip-donatma işini 
bundan böyle açık açık yapacağız.
Bu da demek oluyor ki Esad’a da açıktan “düşmanınız” diyeceğiz.

İyi de ne anladık şimdi bundan?!

Esad’ı devirme hevesinin Suriye’de yarattığı tablo
ve bu tablonun sonuçlarının başımıza açtığı bela gözler önündeyken
şimdi bir de “Düşmanımın düşmanı da düşmanımdır” diyoruz.

IŞİD düşman, PYD (PKK) düşman, Esad düşman...
‘Sıfır Sorun’dan sonra dış politikada izlediğimiz yeni strateji
memlekete-millete hayırlı olsun: Sıfır Dost!