FUTBOLA NE OLDU?    17-10-2014


Türkiye Milli Takımı dünya üçüncülüğünden
Letonya ile zar zor berabere kalabilen
bir takım haline dönüşünce sormak geldi akıllarına:
Ne oldu bize?

Aslında bize olanı anlatmak zor değil,
anlamak daha doğrusu kabul etmek zor!

Futbolcular adam olmadan zengin oluyor...
Sporcu olmadan şöhret oluyor.
Futbolun iskeletini oluşturan büyük takımlar
yabancı futbolculara teslim... 
Büyük takımdaki yerli futbolcuların
çoğunun ‘raf ömrü’ 1 yılı geçmiyor. 
Kişisel gelişim deyince bir çoğunun aklına
kıyafet tarzından başka bir şey gelmiyor!

Seyirciler desen...
Stadyuma takımlarını desteklemeye değil,
tribünde deşarj olmaya geliyor.
Kalabalığa karışınca, normalde sokakta karşılaşsa
göz göze gelmekten korkacağı futbolcuya, hakeme, teknik direktöre
‘cinayet sebebi’ küfürler, hakaretler, iftiralar sallayabiliyor.
Dahası bundan zevk alıyor!

Yöneticilik için bilgi, deneyim ve olgunluktan ziyade
para sahibi olmak yetiyor.
Nasıl bulduysa buldu bir adamın cebindeki para
kulüpte alacağı görevin ölüsü oluyor.
Hal böyle olunca futbol, zengin çocuklarının oyuncağı haline geliyor.

Teknik direktör kısmı daha büyük facia...
Daum’un, Lucescu’nun  ikinci vatanı olduk adeta...
Koskoca ülke futbolu 20 yılda
ikinci bir Fatih Terim çıkarmaya çalışmak yerine
var olan Fatih Terim’i bitirme telaşına girdi.
Ertuğrul Sağlam’a Beşiktaş’ın, Ersun Yanal’a Fener’in,
Fatih Terim’e Galatasaray’ın, Yılmaz Vural’a Mersin’in
yaptığı muamele bırak hukuku insan haklarına aykırıydı.

Sonra... 3 Temmuz’u gördük.
“Futbolu temizliyoruz” derken içimizdeki futbol aşkını temizlediler.
Siyaset girdi futbola...
Daha doğrusu siyaset aldı futbolu...
Satın aldı, teslim aldı, esir aldı!
Yetmedi...
Passolig diye bir icat çıkardılar.
Sevdanın son vuruşu da bu oldu.
Bünyemizde mikroskobik düzeyde kalan son futbol seyretme
hevesi de bu saçmalıkta birlikte tükendi.

Albert Camus, “Ahlak adına ne biliyorsam futbol sayesinde öğrendim” der...
Türkiye’de futbol  sayesinde öğrendiklerimize, yaşadıklarımızı bir düşünün...
Başka söze gerek var mı?