ÖTEKİNE ÖLÜM!    05-11-2014


Deniz Naki, 25 yaşında Dersimli bir futbolcu...
6 ay önce Gençlerbirliği’ne transfer olunca
Almanya’dan Ankara’ya geldi.
Facebook hesabına, “IŞİD teröründen kızlarımızı koruyalım” yazdı.
“Çabuk sil o yazdıklarını” dediler. “Silmem” dedi.
Huzursuzdu ama direndi...
Geçen pazar Ankara’da 3 kişi yolunu kesti Deniz’in...
İçlerindeki bütün nefretle öldüresiye dövdüler genç sporcuyu
sonra da “Senin gibilere burada ihtiyaç yok.
Defol git buradan! Bu sana ilk uyarımızdı”
 diyerek tehdit ettiler.
Sakatlanmış eli ve morarmış gözüyle kulübe geldi Deniz...
“Ankara’da kendi başıma dışarıya çıkamıyorum.
Artık dayanamıyorum”
 dedi ve Almanya’ya döndü.

Aynı Ankara’da yine dün adamın biri güpegündüz
HDP İl Örgütü binasını bastı.
Parti Meclisi üyesi Ahmet Karataş’ı bacağından bıçakladı
sonra boğazını kesti. Karataş yoğun bakımda...

Öncesini bilmem ama son 35 yılını bizzat
yaşadığım Türkiye’de gördüğüm şudur:
Evet, geçmişte de farklılıklara tahammülü yüksek bir toplum değildik
ama hiçbir dönem böylesine ‘kendi gibi’ olmayandan
nefret eden insanlar topluluğu olmamıştık!
Güneydoğu’da asayişi düzeltmek için yasa çıkaran arkadaşlar
bilmiyorum farkında mı?
Bütün bu yukarda yazdığım hadiselerin cereyan ettiği ilimiz
Ankara Güneydoğu’da değil!

Tedavi için ilk şart teşhistir.
Ne ülkeyi etkisi altına alan bu şiddet iklimi
sadece Güneydoğu’nun sorunu
ne de mesele salt etnik kökene dayalı ırkçı bir zorbalıktan ibaret...
Ülkenin her yerinde ve siyasetten futbola kadar her mevzuda,
“Benim gibi düşünmeyene ölüm” çığlıkları atılıyor.
Kim daha güçlüyse ‘onun gibi’ olanların kazandığı,
olmayanların yok edildiği bu sistemi kuranlar
başlarını önüne alıp bir kez daha düşünsünler.
Toplumun içinde bulunduğu bu ruh hali
sadece ‘tahammülsüzlükle’ açıklanamayacak derecede
vahim bir psikiyatrik patolojiyi işaret ediyor.

Unutmadan...
“Burası Yunus’un Mevlana’nın yetiştiği topraklar...
Biz öyle insanlar değiliz. Haksızlık ediyorsun...”

diye mail döşenmeye hazırlanan kıymetli okuyucuya da bir notum var!
Twitter’da, Facebook’ta hatta Instagram’da
sürekli Yunus Emre’den Mevlana’dan alıntılar yapan bir arkadaşım var...
‘Hoşgörü, tahammül, farklılıklara saygı...’ diye diye
10 bine yakın takipçisi oldu.
Gel gör ki arabasında Mesnevi taşıması beklenen bu arkadaşın
bagajında (iki adet) beysbol sopası var!