BOĞAZ NİYE HALA UNESCO LİSTESİNDE DEĞİL?    03-02-2015


Milliyet’ten Güngör Uras yazdı:
Emirgan Korusu’nun yanındaki araziye AVM yapılacakmış.
Haber, “Emirgan Korusu’na AVM geliyor...”
diye dilden dile yayılınca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ı aradım.
Başkan, “Emirgan Korusu’nda yapılaşma imkansız...
Böyle bir yetki ne TOKİ’de var ne de başka
bir kurumda ama yanındaki araziyi araştırtıyorum, bilgi vereceğim” dedi.
Kısa bir süre sonra da Büyükşehir Belediyesi’nden açıklama geldi.
Evet, Emirgan Korusu’na -şimdilik- kimse dokunmuyordu ama yanındaki arazi imara açılıyordu.

Şaşırdık mı?
Asla...
Aylardır yazıyorum, AK Parti iktidarı en büyük ‘sponsoru’
olan inşaat sektörünü bir şekilde ‘beslemeye’ devam etmek zorunda.
TOKİ’nin yaptığı sosyal konutlardan ya da Anadolu’daki bir projeden bahsetmiyorum.
Bahsettiğim, kar marjı yüksek inşaat projeleri!
Bu projeler için en önemli ihtiyaç ne?
Arsa... Ama öyle sıradan arsa değil, değerli arsa, kupon arsa.
İstanbul’da bu şekildeki kupon arsalar tükendi, hepsinin üzerinde
bir beton yığını var şimdi. Hal böyle olunca sıra geldi yeşil alanlara...
Hiç merak etmeyin, “Validebağ Korusu’nun dibi... Emirgan Korusu’nun dibi...” derken
bu gidişle sıra o koruların kendisine de gelecek.
Memleketi yönetenler bu kafayı değiştirmezlerse eğer 10 yıl sonra
İstanbul’da tek yeşil alan kavşaklar kalacak!

Peki, ne yapmalı?
Aslında 2012 yılında yine bu hükümetin kültür bakanlığı bir adım atmış,
İstanbul Boğazı’nı UNESCO Dünya Kültürel ve Doğal Miras Listesi'ne sokmak için çalışma başlatmıştı.
Hatta çalışmalar neticesinde Beşiktaş’ta 808, Sarıyer’de 1642, Üsküdar’da 1586,
Beykoz’da 1069 toplam 4 bin 105 eserin envanter tespiti yapıldı.
Sonra?
Sonrası filan yok!
O yüzden Sayın Kültür Bakanımız Ömer Çelik’e soruyorum:
2012’den bu yana, aradan geçen 3 yılda İstanbul Boğazı’nın
UNESCO Dünya Kültürel ve Doğal Miras Listesi'ne girmesi adına
hangi yeni adımlar atılmıştır ve bu müracaat ne aşamadadır?
Sayın Bakan umarım sorumuza cevap verir...
Aksi halde “İstanbul Boğazı, UNESCO listesine girerse elimiz kolumuz bağlanır”
korkusuyla bu müracaatın gizlice durdurulduğu dedikodusuna inanmak zorunda kalacağız.