8 MART    08-03-2015


Şiddetin artık bir tokat ya da
yumrukla değil bilekten kesilen eller,
delik deşik edilen vücutlar ve benzin
dökülüp ateşe verilen bedenler üzerinden
tarif edildiği bir ülkede yaşıyoruz.

Çok değil birkaç yıl öncesine
kadar kız çocukları okula gitsin
diye kampanyalar düzenlenirdi...
Ya şimdi?
Kız çocukları kadın olmadan gelin
olmasın, gençliği görmeden anneliği
yaşamasın diye haykırıyor vicdanlar.
Küçücük kız çocuklarının ‘töre’
diye canlı canlı mezara koyulurken
“Baba beni okula gönder” diye değil
“Baba beni mezara gönderme”
diye yalvardığı bir ülkede yaşıyoruz.

Ankara’da ‘Kadının Statüsü
Genel Müdürlüğü’ diye bir kurum var...
Adını duydukça gülesim geliyor.
Kadının statüsünün olmadığı bir
ülkede genel müdürlüğü olsa
ne yazar olmasa ne yazar?
Kaç tane kadın valin var?
1.
Kaç tane kadın bakanın var?
1.
İnsan yerine koymuyorsunuz
bari canlı yerine koyun.
Devletin birçok kurumunda kadının
sadece adı var ama yetkisi yok.
Kadına süs bitkisi muamelesi
yapan bir zihniyet tarafından
yönetilen bir ülkede yaşıyoruz.
Canlı demişken...
Türkiye’de 2002-2014 yılları arasında
tam 5406 kadın öldürülmüş.
Bu ne demek biliyor musun?
Nesli tükenme tehlikesi altında
bulunan en önemli canlının
kadın olduğu bir ülkede yaşıyoruz.

Evet, bugün 8 Mart...
Dünya Emekçi Kadınlar Günü.
Kutlayabilene kutlu olsun
benimkisi sadece hatırlatma:
Kadının en büyük emeği hayatta
kalmak için verdiği bir ülkede yaşıyoruz.