DEVLET MASUM BÜTÜN SUÇ GAZETECİLERİN!    03-04-2015


Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın başına silah dayalı fotoğrafını
yayınlayan gazetelere Başbakan Davutoğlu tepki gösterdi.
Başbakanımız tepkisini, eleştirinin bir adım daha ötesine götürüp,
bu gazetelerde çalışan emekçileri önceki günkü cenaze törenine aldırmadı.
Devletin, o fotoğrafı yayınlayan basın kuruluşlarına tepkisi bununla da kalmadı.
Hepsi hakkında ‘terör örgütü propagandası yapmak’ iddiasıyla soruşturma başlatıldı.

Hatırlatmakta fayda var: Gazetelerin içeriğine gazeteciler karar verir, başbakanlar değil.
Gazetenin içeriğiyle ilgili taktir hakkı da devlete değil okuyucuya aittir.

Kaldı ki; hatadan bahsediyorsak...
Savcımızın şehit edildiği kalleş terör saldırısında o fotoğrafın
yayınlanmasından çok daha vahim hatalar var ortada:
Türkiye’nin en büyük adalet sarayına daha önce milyon kez terör suçu işlemiş,
kıdemli teröristler ellerinde silahla girebiliyor...
6’ncı kata çıkıp savcıyı rehin alabiliyor... O fotoğrafı çekip, dışarı servis edebiliyor...
8 saat sonunda yaptığınız ‘başarılı’ operasyonda herkes ölüyor!
Ve siz bütün bunların hesabını vermeden hesap sormaya kalkıyorsunuz, öyle mi?

Şehit savcımızın eşi ve çocukları adına hassasiyet gösterecekseniz eğer,
buna, gazetecilere hesap sorarak değil, devlet olarak aileye hesap vererek başlayın!
Reza Efendi’yi, bir orduyla korurken, savcımızı neden koruyamadığınızı anlatın...
Memlekette herkesi ‘Terörist’, ‘Ajan’, ‘Paralelci’, ‘Darbeci’, ‘Vatan haini’ ilan ederken
Emniyet’e isimleri bildirilen o teröristleri nasıl gözden ve elden kaçırdığınızı anlatın...
Madem, teröristlerin saldırı sırasında internet üzerinden örgüt propagandası yapmasından,
dışarıyla telefonla konuşup talimat almasından haberdardınız,
neden jammer (sinyal kesici) aracılığıyla bunlara engel olmadığınızı anlattın...
Anlatabilir misiniz?

Mühim değil, ocaklarına düşen o büyük ateşe bir damla su serpecekse eğer,
gazeteciler de özür dilesin.
Ama şunu bilin, olur mu?
Ortada bir hata ve savcımızın ailesinden dilenmesi gereken bir özür varsa,
hatanın da özrün de en büyük sahibi devletin ta kendisidir.