HANİ KOYUP GİDİYORSUN YA BİZİ...    04-04-2015


Dr. Mesut Bey, Türkiye’nin en büyük cerrahlarından biriydi.
Sadece başarılı bir hekim değil aynı zamanda karizmatik ve
hali vakti yerinde bir beyefendiydi de aslında.
Geniş bir çevresi vardı.
30 yıllık bir evliliğin ardından eşi boşanmak istemiş ve Mesut Bey de
“Hayır” demeyi kendine yedirmemişti.
Mesut Bey o kadar sevilen biriydi ki çevresi ve çocukları boşanmanın ardından
onun etrafında kenetlenmiş ve o daha fazla üzülmesin,
yalnızlık hissetmesin diye neredeyse her gece evde yemekler,
davetler tertiplemeye başlamışlardı.
Mesut Bey’in çocuklarıyla birlikte yaşadığı o ev
bilhassa akşam yemeklerinde festival yeri gibi oluyordu.
Böyle bir akşamın ertesinde Mesut Bey’i ziyarete gitmiştim.
Eğlence biteli birkaç saat olmuş. Kalabalıklar dağılmış.
Mesut Bey çalışma odasından oğlu Refik Abi ile oturuyordu. Yüzü asıktı...
“Nasılsınız?” diye sordum. Cevap vermedi.
Gülümseyerek yerinden kalktı ve çalışma masasının yanındaki teybin düğmesine bastı:
El ayak çekilince...
Sohbetler tükenince...
Dostlar eve gidince...
Bu geceler işkence...

Mesut Bey’in aslında nasıl olduğunu Kayahan’dan öğreniyorduk.
Kayahan 40 yıllık sanat hayatı boyunca bu ülkede ayrılan,
aşık olan, kıskanan, ağlayan, gurbette kalan, acı çeken, geçmişiyle hesaplaşan,
mutluluktan uçan, yemin eden, yalnızlık çeken,
pişman olan özetle hayata dair her türlü duyguyu dibine kadar hisseden
milyonlarca insana yaptığını o gece Mesut Bey’e de yapmış ve hislerine tercüman olmuştu.

Kayahan sıradan bir şarkıcı değildi,
bu topraklara Ümit Yaşar Oğuzcan’dan beri gelmiş en büyük his tercümanıydı.
Anlatılamayan ne varsa yürekte, anlatmak bir Kayahan şarkısı dinletmek kadar kolaydı.
Şimdi Kayahan’a veda zamanı...
Yine anlatması zor hisler var içimizde ve sanırım yine bir Kayahan şarkısı olacak çare:
“Hani koyup gidiyorsun ya beni...  Canım sıkılıyor, canım....”