RİYA...    11-04-2015


“Özgecan’ ı kaybedeli bir ayı aşkın oldu; pratikte bir şey değişti mi? Hayır.
‘Bu arada daha önce iki kere kasten yaralama ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’
nedeniyle koruma talep etmiş bir kadınımızı; cezaevinde pembe odada-her ne işi varsa-
bulunan meyve bıçağı sebebiyle başka bir kadınımızı ve en az 22 kadınımızı daha kaybettik.
Ölümlere neden engel olamadık, onlara neden üzülemedik?? İşte riya tam da burada...”

Bu cümleler Beren Saat’e ait...
Bilmiyorum okudunuz mu? Beren, Kafa Dergisi’nin bu ayki sayısında
Türkiye’de kadına şiddet konusundaki samimiyetsizliğe adeta isyan niteliğinde bir yazı yazdı.

Beren Saat’in bu isyanında ne kadar haklı olduğunu dün bir kez daha gördük.
Özgecan Arslan’ın katledildiği Mersin’in hemen dibinde
bu sefer Adana’da 17 yaşında bir kız çocuğu aynı vahşeti yaşadı.
O da öğrenciydi... O da minibüse binmişti...
O minibüs de onun gitmek istediği yere değil şehir dışında tenha bir yere sürüldü.
O minibüsün de kapıları kilitlendi. O sürücü de genç kızın kafası cama vurdu...
O genç kız da tecavüzcünün yüzünü tırmalayarak kurtulmaya çalıştı.
Aslına bakarsanız Adana’daki sapık şoför de Mersin’de Özgecan’ ı katleden kadar kararlıydı.
Ancak genç kızı soymaya çalışırken, kız
“Sen hastane yerine başka bir yere sapınca babama ve polise mesaj attım birazdan buraya gelirler”
deyince korktu ve kızı apar topar arabasından atıp, kaçtı.

Türkiye tıpatıp aynı bir Özgecan vakası daha yaşadı.
Sosyal medyada kimse konuşmadı.
Ana haber bültenlerinde ya sıra gelmedi ya da çok sonlarda kısa haber olarak bi zahmet yer bulabildi.
Özgecan için gözyaşı döken siyasetçiler, sanatçılar, gazeteciler,
yazarlar Adana’daki bu olay için satır laf etmedi.

Neden?
Kimse tecavüze uğramadı, kimse öldürülmedi diye mi?
Beren haklı. Riya...
İşte tam da burada.