AYAR İMPARATORLUĞU    28-04-2015


Avrupa defterini kapadık. Amerika ile Gezi’den beri papazız. İsrail zaten hep düşman.
Suriye ile savaş halindeyiz. Mısır’da nefret edilen ülkeler listesinde zirveye oynuyoruz.
Libya’dan kovulduk.
İran’a ayar verdik, ayar aldık.
Yamuk yapınca Sayın Papa’yı defterden sildik.
Rusya’yı daha geçen hafta kınadık.

Dışişleri bakanı, büyükelçi çağırıp “kınamaktan” helak oldu hâlâ durmuyorlar.

Diplomasi tarihimize geçecek bu dönemin şahikası ise dündü:
Dost, komşu, müttefik... ayırmadan her önüne gelene “ayar” vermeye kalkan Osmanlıcı büyüklerimiz,
etrafımızda bir tek ülke kalmayınca şimdi de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne sardılar.

Türkiye’nin seçilmiş Cumhurbaşkanı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin seçilmiş Cumhurbaşkanı’na
“Ağzından çıkanı kulağın duysun” dedi.
Milli iradeye saygı dedikleri bu olsa gerek:
Türkiye’de her şeyin üstünde, Kıbrıs’ta yemişim milli iradeyi!

Peki, Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı böyle bir kabalığı hak edecek ne yaptı?
Dedi ki, “Türkiye ile kardeşlik ilişkisi istiyorum... Biz de kendi ayaklarımızın üzerinde durmalıyız...”
Ne var bunda?
Türkiye, Kıbrıs’ın kendi ayakları üzerinde durmak istemesinden niye rahatsız olsun ki?
Olmaz.
Sorun da zaten cümlenin bu kısmında değil... İlk kısmında.
Bizimkilerin esas meselesi Kıbrıs’ın “yavru” değil, “kardeş” olmak istemesi.
Kıbrıs’a verdikleri ayarın sebebi de bu, diyorlar ki:
“Sen kim oluyorsun da bana kardeş diyorsun? Sen yavrusun... Haddini bil.”

Biz imparatorluk değiliz, Kıbrıs da sömürgemiz değil.
“Osmanlıcılık oynayacağım” derken iyice ayarı kaçırdılar.
Kaldı ki her önüne gelene “ayar” vererek cihan imparatorluğu filan olunmaz.
Rezil olunur.