DOHUZBİNDOHUZYÜZ DOHSANSEKİZ... DOHUZBİNDOHUZYÜZ DOHSANDOKUZ...    09-05-2015


Devekuşu Kabare’nin kurucularından,
Türk tiyatrosunun efsane ismi Zeki Alasya’yı kaybettik.

Bunu Konuşalım’ı yapmaya başladığım yıllarda tanışmıştık.
Ya 2008 ya da 2009...
“Bir oyuncuyu büyük oyuncu yapan nedir?” diye sormuştum.
“Oyuncu ona verilen rolü oynar, büyük oyuncu yaşar” demişti.

Ertem Eğilmez, ‘Köyden İndim Şehire’ isimli başyapıtı 1974’te çekti.
Üzerinden 41 yıl geçmiş...
Bugünün ilkokul çocukları “Himmet Ağabey...” diye şakalaşıyorsa bu o karakteri
oynamakla kalmayıp hayat veren büyük bir sanatçının sayesindedir.

Sadece o mu?
Devekuşu Kabare, Yasaklar isimli oyunu 1984’de sahneye koydu.
Üzerinden 31 yıl geçmiş...
Zeki Alasya’nın oynadığı yasakçı kamp müdürünü hatırlamayan var mı?
Peki ya Mavi Boncuk’taki Şeker Kamil’i?

Büyük sanatçılar, büyük izler bırakır.
Ve o yüzdendir ki, bazen 3 gün önce seyrettiğin filmi ya da
5 gün önce dinlediğin şarkıyı hatırlamazsın ama aradan 40 yıl geçmiş bile olsa
büyük bir sanatçının imzasını gördüğün anı asla unutamazsın.

Zeki Alasya, bu toprakların yetiştirdiği nadide büyük sanatçılardandı.
Kaybettiğin yerinin asla dolmayacağını bildiğin büyük bir adamsa eğer,
gidişi hüzünden daha çok yıkımdır...
Çünkü onlar öldüğünde sadece güzel bir insan değildir ölen...
“Zeki Alasya öldü” haberi geçtiğinden beri ülkede adı konmamış bir gülme orucu başladı.
Sanki bütün gülüşlerimiz yasta...
Bir ülke için bundan daha acı verici bir his yok galiba.

Kemal Sunal, Gazanfer Özcan, Neşet Ertaş, Tuncel Kurtiz, Yaşar Kemal, Zeki Alasya...
Şairin dediği gibi...
“İyi kalpli amcaları bir bir kaybediyoruz Nalan...”