KADER DİYEMEZSİN...    21-06-2015


Hatırlıyor musunuz geçen hafta bir seyahat dönüşünde
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükümeti kurma
yetkisi vermeden önce siyasi parti liderlerini
tek tek çağırıp görüşeceğini açıkladı.
Erdoğan o çağrısı Davutoğlu’ndan başka
bütün siyasetçiler tarafından reddedilmişti.

Geldiğimiz noktada görüyoruz ki
AK Parti dışında Meclis’e giren 3 partinin de
“kırmızı çizgiler” listesinin tepesinde başta
17/25 Aralık ve Saray olmak üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan var.

Partiler üstü bir konumu olan cumhurbaşkanlığı makamının
ülkenin yüzde 60’ının oy verdiği 3 parti
tarafından gördüğü bu muamele son derece düşündürücüdür.
Burada en çok düşünmesi gereken ve adım ataması gereken de
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan başkası değil.
Evet, Türkiye’nin kutuplaşmış ve kamplaşmış ikliminin
bu tablonun oluşmasında çok büyük katkısı var.
Ancak esas sebep bunların hiçbiri değil.

Cumhurbaşkanı sıfatıyla seçim öncesi mitingler düzenleyip
vatandaştan AK Parti’ye oy istemenin,
meydanlara çıkıp “Eyyyy Bahçeli....” diye
MHP’ye, “Cehape zihniyeti...” diye
CHP’ye, “Bunlar...” diye HDP’ye
ağzına geleni söylemenin bedelidir bu...
Bir yandan “partili cumhurbaşkanı” olmayı seçip
diğer yandan “tarafsız cumhurbaşkanı”
muamelesi görmeyi bekleyemezsiniz.
Sistemde her zaman bir denge unsuru olan cumhurbaşkanı
ve onun “partiler üstü” konumu bugün bertaraf olduysa
bunun en büyük müsebbibi Erdoğan’ın
bir türlü bitaraf olamayışıdır.

Her türlü musibeti dış güçlere ya da fıtrat-kader gibi
soyut nedenlere bağlamakta mahir bu zihniyet
umarım sefer farklı bir yol izleyip
ve hatayı kendilerinde arayabilirler.
Cumhurbaşkanlığı makamı başkanlık hevesine kurban edilmiştir.
Şarkı da söylediği gibi,
“Kader diyemezsin...”
“...Sen kendin ettin.”